📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Toplum okumuyor yargısını yüksek sesle seslendirmeniz de sıkıntılı bir durumdur. Her an birileri çıkıp toplumun okumamasının altındaki hikmeti size dokunaklı cümlelerle anlatıverir de kalakalırsınız. "Bizim milletimizin birikimi, şifahi kültür," diyenleri mi istersiniz yoksa "İlim bir nokta idi, onu cahiller çoğalttı,” örneğini vererek sizi ters köşeye yatırmak isteyeni mi? Bizim halkımız çok kalenderdir, kitap okumak yerine kitap okumak üzerine konuşup sohbet etmeyi sever. Ta itikadımıza kadar sirayet eden ilim-amel uygunluğu sorunsalının buralara kadar uzanmış şeklidir bu.
Gerçekten okuyan insan, bu kişilerin nezdinde çok uzak bir ülkede oturan insan gibidir. Sahici okuyan insanı gördüklerinde hemen sinirleri bozulur. Herkes ormana karşı, denize karşı, kitap dağlarına ya da şehrin yanıp sönen ışıklarına karşı okumayı seçer; siz siz olun, okumayanlara karşı, okuyormuş görüntüsü çizenlere karşı, okumadığı hâlde bunun farkında olmayanlara, okumamayı kutsayanlara karşı okuyun!
Okumayan insandan korkuyorsanız haklı bir sebebiniz var demektir. İsnat, ispat, mesnet ve kaynak gibi kavramların dünyamızdan çekilmesi demek, ancak zihinsel yerçekimi kanununun yok olup gitmesi anlamına gelir. Okumayanlar bir süre ellerinde kitap taşıyarak kültürlü insan profili çizmeye çalıştılarsa da bu çok uzun sürmedi. Dijital ve mekanik aygıtlar taşımalı kitap dönemini kapattı. Şimdi insanın dönüp de gençlere "Hiç olmazsa koltuğunuz altında kitap taşıyın," diyesi geliyor. Meğer o bile bir tutunma biçimiymiş. Kitaplar yalnız insanların hayat içerisinde yürüme rampası gibi görülüyor şimdilerde. Memleket meselelerini konuşurken ya da derinlikli dini ya da felsefi tartışmalar yapılırken kitap okuyan zihinlere ayrılmış bir sandalye yoktur.
Eleştiri, mevcut durumu olduğu ile olması gerektiği şekilde karşılaştırarak masaya yerleştirmektir. Kimin önüne daha fazla "olmaması gereken" düşmüşse o kişi bunu masadan ya da masaya onu yerleştirenden değil, kendinden bilmelidir.