Sosyal medyanın karanlık yüzü; influencerlar
Başta instagram olmak üzere sosyal medyada birçok hesap alışveriş linkleriyle çalkalanıyor. Farkında olmadan veya bilerek birçok insanın kul hakkına girilen alışveriş linkleri... Bir yandan tanıtımlardan gördüğü ürünü öneren kişi sayesinde alıp güzelce dolandırılan, istediği gibi ürün gelmeyince ortada bir suçlu arayan ama eli boş çıkan zavallı insanlar bir yandan da o vebalin altında ezilen, günümüz deyimiyle alışveriş blogger'ı veya influencer diye adlandırılan güya zengin ve fenomen hesaplar. Tanıtımlardan gelecek birkaç kuruş uğruna, denemediği, görmediği ürünü milyonlara öneren asrın günah keçileri. Acaba farkındalar mı; onlar yüzünden nice insanlar kandırılıyor, belki cebindeki son kuruşu sırf onlardan gördü diye hunharca harcıyor ve dahası sırf istediği ürün istediği gibi gelmediği için aile yapısı bozuluyor.
Daha nice örnek sayabiliriz. Doyumsuzluğun üst seviyelere ulaştığı günümüz dünyasında sırf bu influencerlar yüzünden, insanlar kendilerini başkalarıyla kıyaslıyor; hergün farklı kombinlerle kamera karşısına çıkıp gösteriş için aslında hiç de öyle olmayan hayatlarını insanların gözlerine sokup onları samimiyetsiz hayatlarına özendiriyorlar. Sadece sosyal medyadan gördükleri hayatlara sahip olmadıkları için psikolojik bunalıma girip sürekli isyan bayrağını çekiyor hatta borçlar içerisinde yüzebiliyorlar. İzlenme uğruna evini, sofrasını milyonlara açan bir kesim var. Mahremiyet kavramı toprağın derinlerine gömülü, empati duygusu deseniz kim aç, kim açıkta kimsenin umrunda değil. Evinde yiyecek ekmeği bulamayanlar izledikleriyle doyuruyor gözlerini ve karınlarını. Tabi ona da doymak denebilirse... Ha bide sürekli partileyen bi kesim var; cinsiyet partisi, bir aylık olduk partisi, dişim çıktı partisi, yarım yaş
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Acıyı görmemek için gözlerinizi acı çeken insandan kaçırmayın. Ondan kaçmak asla çözüm olmayacaktır. Ona yaklaşmak, o acıyı var olan bütün halleriyle, renkleri, görüntüleri ve sesleri hissetmeye çalışmak önemlidir. Gözlerimizi acıdan çevirerek onun ne beter bir dert olduğunu anlayamayız. Öteki insanın gerçekten nasıl bir acı çektiğini anlayamazsak ona yardımcı olmak için gerçekten çabalayamayız. Televizyonda savaş ve açlık görüntülerini izlemekten kaçarak, insanlara ve hayvanlara yapılan işkence görüntülerini kapatarak kendimizi rahatlatamayız. Duymamaya, görmemeye, hissetmemeye çalışmak sadece korkaklık olur. Merhameti yüreğinde taşıyan insan başını öte yana çeviremez. Aksine ıstıraba daha da sokulur, daha da yaklaşır.