• "Bir dalgadan diğer dalgayla kurtulmaya çalışırsak kendimizi sonsuz bir denizde buluruz"
  • Üç kere üç dokuz eder bilirsin.
    Birin karesi birdir bilirsin.
    Karekökü de bilirsin.
    "mutlu aşk yoktur" onuda bilirsin.
    Ama baharda, ya da dışarda sonsuz göğün altında,
    aşkın aşkla çarpımı garip bir biçimde
    hep sonsuzdur.
    Karekökü de yoktur.
  • Acı da bir hazdır, lanet de bir kutsamadır. Gece de bir güneştir. Ya çekilip gidin ya da şunu, "Bir akıllı da bir delidir." demeyi öğrenin.
    Bir hazzı hiç kabul ettiğiniz oldu mu? Dostlarım, böylece bütün acıları da kabul etmiş oldunuz. Her şey birbirine bağlı, birbirine kenetli, birbirine âşık!
    Bir defa istediniz mi iki defa istediniz mi ve bir defa olsun "Hoşuma gidiyorsun mutlu an" dediniz mi her şeyin tekrar etmesini istersiniz!
    Ey sonsuzlar, bunu sonsuz ve sürekli olarak seviniz ve acıya da söyleyin ki: "Zeval bul; fakat yine gel. Çünkü bütün hazlar sonsuzluğu ister."

    ALSO SPRACH ZARATHUSTRA
  • Bencillik, insanının her şeyi yalnızca kendisi için istemesi durumudur. Bölüşmek yerine, sahip olmak kişiye haz verir. Sahip olmak tek hedef olunca, insan giderek daha açgözlü ve ihtiras sahibi olur. Çünkü ne kadar çok şeyi olursa o kadar mutlu olacağını sanır. Böylelikle kişi, herkese karşı bir düşmanlık beslemeye başlar. Kandırmak istediği müşterileri, iflasa sürüklemeye çalıştığı rakipleri ve sömürmeyi arzuladığı işçileri, hep onun daha az şeye sahip olmasına yol açtıkları için, bencil kişinin düşmanlarıdırlar. Bu tür düşünen bir insanın, arzuları sonsuz olduğu için, hiçbir zaman rahat ve huzur bulamayacağı bellidir.
  • "Yoksulluğun ilahi bir plan olduğu büyük bir yalandır. Tanrı açlık ve yoksulluk isteseydi denizde balık, ormanda meyveler armağan etmezdi. Tanrı, insanların ulaşabileceği ve herkese yetecek kadar zenginliği tüm insanlara sunmuştur ama birileri bunların çoğunu almak için; 'Tanrı sizlere yoksulluk karşısında sonsuz ve mutlu hayat verecek' demektedir. Yoksulluk arttıkça ve Tanrı'nın herkes için verdiği zenginliklere birileri daha fazla el koydukça Tanrı adına konuştuğunu ileri sürerek yoksulluk karşısında 'sus' diyen din adamları da çoğalmaktadır. Latin Amerika yoksulluk karşısında susanların coğrafyası olmayacaktır."
  • #okudumbitti
    Hasan Ali Toptaş'in Harfler Ve Notalar kitabında övgüyle bahsettiği, Kuşlar Yasına Gider kitabında, kahramanın sürekli kitapçıya Tristram Shandy kitabı geldi mi? diye sorması ile bu kitabı oldukça merak ettim.
    .
    Borges'in kitaba adını veren Kum Kitabı öyküsü beni çok heyecanlandırmıştı. Başı ve sonu olmayan, sayfalarında yazanların sürekli değişmesi ile aynı sayfayı ikinci defa okuyamacağınız ve bu sebeple asla bitmeyecek kitap. İşte Sterne'nin bu kitap ile hayalimdeki Kum Kitabı'na oldukça yaklaştığını görmem ve yaşadığım heyecanı varın siz düşünün. "—Git! diyor bir gün yemekte burnuna konan ve yemek boyunca canına okuyan bir sineğe—ve sonunda, sayısız nafile hamleden sonra, onu yakalayınca da,—senin canını yakmayacağım diyor Toby amcam, sofradan kalkıp odayı elinde sinek boydan boya katederek,—saçının bir teline bile dokunmayacağım—git, diyor, camı kaldırıp uçup kurtulması için avcunu açarak, git zavallı musibet, uç git, niye senin canını yakayım ki?—Bu dünya sana da yeter bana da.” Tıpkı bu alıntı da olduğu gibi, ilk sayfasının aralanması ile kitabın içine süzülen bir sinek gibi ne yapacağınızı bilmeden harfler arasında dolaşıyorken, sayfaların arasında kalıp ezilmemek için büyük bir dikkat ile bir sonraki sayfaya konuyorsunuz. .
    Yazar, anlatmak istediği şeyi anlatmaktan kaçmak için kitabın içerisine derin kuyular açmış sanki. Ve Sonsuz gibi gelen bir düşüş sonrasında ipini kuyuya sarkıtıp sizi tekrar yukarı çekiyor. Ve sonra yine bir kuyu. Dikkat etmek faydasız. Her bir kuyuya düşmeniz ve başınızı yukarıdaki açıklığa doğru kaldırıp ipin aşağı süzülmesini beklemeniz gerekiyor. .
    Sanırım hâlâ kitabın konusu nedir? sorusunu cevaplayamadım🤔 .
    Bunu yapabileceğimi de zannetmiyorum. Zira aklım hâlâ kitabın 55. ve 56. sayfalarının karanlığında. Çünkü benim edebiyata dair görüp görebileceğim en zarif yas var bu iki sayfada. .
    Bundan sonra biri ile kitaplar hakkında konuşurken: " Heyhat, zavallı YORİCK! Bu kitabı okudun mu?" diye soracağım ve eğer "evet" cevabını alırsam kuşkusuz çok mutlu olacağım.
    .
    Itiraf etmeliyim ki meşakkatli bir okuma deneyimi sunuyor. Bu sebeple eğer okuma deneyiminize güveniyorsanız, dokunun bu kitaba
  • Bugün biraz konuşmaya ihtiyacım var. Ve beni tanımayan insanlarla. Yada konuştuklarımı dalga geçmeden sakince okuyup geçebilecek birine,yani her zamanki gibi ama her zamanki insanlara değil.
    Bazı insanları çok kıskanıyorum yani eğer bu kıskanmaksa...
    Bazı insanların çok çok güzel dostları var.
    Her güldüklerinde, en mutlu yada en kötü anları da birbirine destek olanlar var ya... Kendi aralarında bir dil geliştirmiş yakın arkadaşlar...
    Artık benimde böyle bir arkadaşa ihtiyacım var.
    Omzunda saatlerce ağlayabileceğim, sonra göz yaşlarımı silip ağlama bak ben yanındayım demesine,sonsuz güvemeceğim, kimse olmasa bile bi tek o olsa her an yanımda olsa, üzüldüğümde güldürmek için bi ton şebeklik yapıp kahkahalara boğulacağım, asla zarar görmeyeceğim birine , çok şey değil sadece ‘hep yanındayım’ derken gözleri parlayan birine ihtiyacım var.
    En komiği de ne biliyor musunuz. En yakın arkadaşım dediğiniz insanın en kötü anlarında koşulsuz koştuğum insanların iyi olduklarında en başta beni yok saymalarına sanırım dayanamıyorum...