"Eğer bana evet dersen; baştan aşağı mutluluk olurum. Bırakırım şâirliği, şâirlik zaten mutsuz adam işi. Senden âlâ şiir mi var? Senin yüzünden âlâ?"
Alıntı
aynı anda mümkün mü'
bir ipte oynamaz artık iki cambaz bıçak ağzı düşlere münhasır bu yakınışlar konulmuş eski birer kefeye mutluluk ve huzur İlkokulda da mı öğretmediler be kuzum toplanmaz ki elmayla armut Kahkahalarla güldüğün gecenin sonunda bağrında, evet işte tam ortasında bir yangın başlayacak,kanayacaksın yalnızlığın kemiklerini un ufak etmesine aldanmadan koşar adım ıssız bir huzura kaçacaksın demiştim oynamaz o ipte bu cambaz düşer elbet o zaman da ancak selâ ile kaldırırlar çok ağrırsa için camı aç sen aç da mutlaka içeriye bir şeyler dolar' alıntıdır*
Alıntı
Reklam
'İNCİ' Bana bir ilki daha yaşattın...
65. BÖLÜM 🌹İnci🌹 Zaman, en sevdiğimiz şarkının nakaratı gibi hızla akıp gitmişti. İki gün, sanki parmaklarımın arasından süzülen su misali geçti; hem çok hızlı hem de ruhumu dinlendiren bir neşeyle... Eğer önümde bu kaçınılmaz Almanya seyahati olmasaydı, Aslı’nın benim evden işe gitmesi için şartları zorlar, Zeynep teyzeyi biraz daha kalmaya ikna kabiliyetimle razı ederdim. Ama kaderin rotası çoktan çizilmişti. Veda vaktine yaklaşırken sohbetin de muhabbetin de tabiri caizse dibine vurduk. Kapanış perdesi ise, Serkan’ın ailesinin ne zaman "hayırlı bir iş" için kapımızı çalacağı meselesiyle açıldı. Zeynep teyze, şefkatli sesiyle son noktayı koydu: "İyi, güzel... Evlenme teklifi etti ama öyle isteme olmadan, nişan takılmadan olmaz bu işler İnci kızım." Mahcubiyetle karışık bir savunma refleksiyle, "Tabii ki teyzeciğim," dedim. "Ama çok yoğun. Bir müsait olsun, illaki olacak. Ben şimdi durduk yere 'ne zaman beni istemeye geleceksiniz' diyemem ki... evde kalmışım gibi!" Aslı, fırsatı kaçırır mı? Hemen atıldı söze: "Ayol turşunu kurmamıza az kalmış, sen hâlâ naz yapıyorsun! İnci Hanım, lütfen biraz hızlanın ama rica edeceğim beni de geçmeyin!" Gülüşmeler, şakalar geride kalırken kalbimde bambaşka bir gürültü kopmaya başladı. Heyecanlıydım, hem de nasıl... Ama bu heyecanın arkasına sinsice gizlenmiş devasa stres kütlesi vardı. Bu yaşıma kadar uçağa hiç binmemiştim. Şehirler arası yollarda ya otobüsün cam kenarında hayallere dalmış ya da arkadaşlarımla direksiyon sallayarak yolun tozunu yutmuştum. Zaten seyahatim bir elin beş parmağını geçmezdi. Şimdi ise demir yığınının içine girme fikri göğsümün tam üzerine ağırlık gibi çökmüştü. Kapalı alan korkusu mu demeliydim buna, yoksa istediğim an "İnecek var!" diyememenin getirdiği
1000Kitap
Evet, mutlu değilim
Sükûnetle barışmak, kimseye haddinden fazla anlam yüklememek. hayatı yük değil, yol bilmek. taşmadan dolmanın dengesini kurmak. gönlün 'olmaz' dediğine başkası için 'evet' dememek. gerçek huzur budur. 
Özgür olma hakkını kazanamayan kimse özgür değildir. Evet, o ne bir hak ne de sıradan bir durumdur, özgürlük bir ödüldür. Hem de ödüllerin en yücesi , en mutluluk verenidir. Manzara için güneş ne ise, yaşamdaki tüm olaylar için de özgürlük odur. Onu fethedemeyen kişi, hayatın bütün gerçek ve kalıcı sevinçlerinden yoksundur.
İnsan ve Duygular
Reklam
Reklam