Hayatın öğrettikleri
çoğu zaman mutluluğun dilinde konuşmaz;
bir kırılmanın, bir kaybın,
bir sessizliğin içinden seslenir insana.
Canını acıtan her şey yara değildir; bazıları kabuğuna sığmayan ruhun, kendine yeni bir yer açma çabasıdır.
Sorular büyür içinde, cevaplardan daha ağır olur.
Ve bir gün anlarsın;
yolun amacı varmak değilmiş, yolda kim olduğuna dönüşmekmiş.
O zaman fark edersin ki
hayat seni yıkmaya çalışmamış hiç.
Sadece üzerine kurduğun
sana ait olmayan duvarları
tek tek kaldırmış.
İnsan bazen kaybederek, bazen vazgeçerek,
bazen de sessizce kabullenerek büyür.
Ve en derin dönüşümler, alkışların arasında değil; kimsenin görmediği iç savaşların tam ortasında gerçekleşir.
Sence: İnsan büyüdüğünü ne zaman anlar; kazandığında mı, vazgeçebildiğinde mi?