A.Karadağ

A.Karadağ
@mutlulukmknts_
Hayatın küçük anlarında saklı duyguları ve farkındalıkları kelimelere döker. Onun için yazmak, bazen bir düşünceyi paylaşmak bazen de bir kalbe sessizce dokunmaktır.
Psk Danışman
Samsun, 10 Nisan
50 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
Burada yeni olabilirim ama kitapların dünyasında epey eskilerdenim. Okuduğum kitaplardan izler, kendi yazdığım sözler, şiirler ve bazen de beni etkileyen alıntılar… Fırsat buldukça hepsini burada paylaşacağım. 📚✨👍
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fikir hırsızlarını biliyorum. İlham alınması elbette güzel bir şeydir; düşüncenin düşünceyi beslemesi, bir cümlenin başka bir zihinde yeni bir kapı aralaması kıymetlidir. Ancak ilham ile kopyalamak arasında ince değil, oldukça belirgin bir çizgi vardır. Doğrudan yazdıklarımın sahiplenilmesi hoş değil. Çünkü hırsızlığın her türlüsü, adı ne olursa olsun, emekle arasına mesafe koyar. Paylaşımlarımda yer alan “(A.K.A.)” ibaresi, o cümlelerin şahsıma ait olduğunu ifade etmektedir. Açıkçası cümlelerimin peşine düşmek, onların güvenliğini sağlamak ya da kim nerede kullanmış diye nöbet tutmak gibi bir niyetim yok. Çünkü biliyorum ki bir metnin kelimeleri kopyalanabilir; fakat onu doğuran düşünce, yaşanmışlık ve bakış açısı kopyalanamaz. İlerleyen zamanlarda yayımlanacak kitabımda bu satırların çok daha geniş hâlleriyle karşılaşacaksınız. O gün geldiğinde hangi cümlenin nereden doğduğu da zaten kendiliğinden anlaşılacaktır. Ben yazmaya devam edeceğim. ✍️ Çünkü bazı insanlar başkalarının cümlelerini taşır, bazıları ise kendi cümlelerini inşa eder.🧠🫀 Aradaki fark, zaman geçtikçe daha net görünür.(a.ka)👣
Duygu ve Düşünce
Dijital Kafesin Gönüllü Mahkûmları
Bazen sabah uyanırsın ve kendini bir Facebook teyzesi gibi hissedersin. Yapay zekâyla hazırlanmış videolara iç geçirip gözyaşı döken, kurguya gerçekmiş gibi sarılan kalabalığın içinde; ait olduğu yeri unutmuş bir fındık faresi kadar yalnız ve şaşkın bulursun kendini. Kalabalığın ortasındasındır ama sesin sana bile ulaşmaz. Tam da o sırada, yaşından beklenmeyecek kadar berrak düşünebilen bir çocuk uzatır elini sana. Çünkü bazen insanı yaş değil, farkındalık kurtarır. Sonra kendini, yapay zekâyla yapılmış içler acısı sohbetlerin arasında bulursun. İnsanların, kendi elleriyle kurdukları dijital kafeslerde özgür olduklarını sanarak dolaştıklarını izlersin. Teslimiyetlerini konfor, yalnızlıklarını tercih, bağımlılıklarını ise ihtiyaç zannederler. Sen ise evde kalan son yeşil bitkiyi sularken yakalarsın kendini. Bir an durup düşünürsün: Acaba ona gösterdiğin ilgi gerçekten bitkiye mi ait, yoksa içindeki son canlı parçayı kurutmama çabasına mı? Çünkü bazı dönemlerde insan çiçek yetiştirmez; umut yetiştirir. Etrafına bakarsın. Herkes bir şeyler anlatıyor, herkes görünür olmaya çalışıyor, herkes konuşuyor. Ama çok az kişi gerçekten düşünüyor. Gürültünün arttığı yerde anlam azalıyor. Bilgi çoğaldıkça bilgelik seyrekleşiyor. Sonra şu gerçekle karşılaşırsın: Uzaklaşmaya çalıştığın şey dünya değilmiş. Kendinmişsin. İnsan bazen kalabalıklardan değil, kendi özünden sürgün düşüyor. Ve bunu fark ettiği an, bütün aynalar birden konuşmaya başlıyor. Evet, sistemin içinde bir çarksın. Bir dişlin kırılsa dünya dönmeye devam eder. Algoritmalar çalışır, ekranlar yanar, içerikler akar, insanlar kaydırır. Ama sen durup kendine yatırım yaptığında, sistem değişmese bile hayatın değişir. Çünkü mesele çarkı döndürmek değil; dönerken aşınmamaktır. Mesele görünmek değil;
Psikoloji
Sevilmenin birçok hâlini uyanıkken yaşayanlar, uykuda sevilmeyi en çok hak edenlerdir… Adı üstünde; uyku yarı ölüm, yarı teslimiyettir. Oysa sevginin ömrü, ancak uyanıkken sınanır. Çünkü insan, gözleri açıkken gösterilen sevgiye inanır; gözleri kapalıyken hissedilen sevgiye ise güvenir. (A.ka)
Duygu ve Düşünce
Bazı Mesajlar Sahibinden Daha Fazla Şey Anlatır
Genel tutumumu ve yaklaşımımı, özellikle mesaj atanlar oldukça iyi bilir. Gereksiz zeka gösterileriyle ilgilenmiyorum. Bilgi paylaşımı, gelişim ve gerçek anlamda yardımlaşma dışında enerjimi harcamayı tercih etmiyorum. Ben çoğu zaman bir kişiye değil, insanlığa hitap etmeye çalışıyorum. Bu yüzden yazdıklarınız, yorumlarınız ve düşünceleriniz elbette size aittir. Katılabilir, eleştirebilir ya da farklı düşünebilirsiniz. Bunların hiçbirinde sorun yok. Yorumlara da genelde dönüş yapıyorum. Ancak saygının sınırı aşıldığında, benimle ilgili değil, daha çok kişinin kendi duruşuyla ilgili bir tablo ortaya çıkar. İşin ilginç tarafı şu; bazılarınızın eleştirmekten çok, gerçekten desteğe bir danışmana ve yön bulmaya ihtiyacı olduğunu görüyorum. Belki buna biraz daha kafa yormak gerekir. Bir diğer konu da şu: Takipleşmek, doğrudan bir samimiyet ya da ayrıcalık alanı oluşturmaz. Özellikle mesaj kutusuna geliş şekli, kişinin kendisini anlatır. Merak etmeyin; Akıllı görünmeye çalışanlarla değil, aklını geliştirmeye çalışanlarla ilgileniyorum. Çünkü aklı olanı etkilemek kolaydır, fakat karakteri olanla iletişim kurmak değerlidir.
Duygu ve Düşünce