Fatma Nur

Kişinin hayal kırıklığı bu hayatta ne kadar büyükse, geleceğe, bir öte dünyaya inancı da o kadar büyüktür .
Sayfa 93 - Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları 15. Baskı 2020 Mart·Kitabı okudu
Reklam
Çocuk eğitiminde anne babalar bazı iletişim ilkelerini göz önünde bulundurmalıdır. Bu ilkelerden ilki, sevmektir. Çocuğun sorumluluk duygusu sahibi olabilmesi, küçük yaşlardan itibaren sevgi duygusunu tatmasına bağlıdır. Çocuk sevildiyse sevmeyi öğrenir. Ancak sevgi görmemişse, bunun yarattığı hayal kırıklığı ve olumsuz duygular nedeniyle, sorumluk yüklenmek de istemeyecektir.
Sayfa 195·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce

Fatma Nur

, bir kitap okudu
10/10
·155 syf.·
3 saatte okudu
·
2025 2. kitabı
Viktor E. Frankl
8.2/10 · 51,4bin okunma
ey sulara serinlik veren! karanlık tapınaklarının ateşini insanların ruhuyla besleyen bir çağa geldik. bir çağa geldik ki belleksiziz. hâfızamızı değil, yalnızca bedenimizi terletiyor alevlerin yalımı. heybemizde darı yok; kırbamızda su kalmamış, elimiz hançere yakışmıyor artık. güneye dönüyoruz, ama aklımızı bir türlü alamıyoruz kuzeyden. karışık bir kafa için dua okuyacak dilimiz kekeme. kekeme dilimizi çözmek için bize dua edecek kim varsa kayıp.. kayıp bir ahaliyiz biz. buraya gelirken yollara işaret koymaya akıl erdiremedik. eski bir alışkanlık arıyoruz, üstü örtülmemiş bir iz, bir emare. bir emâre, belki bize hatırlatır, bülbül kafesinden bir göğsümüz olduğunu. ama hiçbir can alıcı işaret çarpmıyor gözlerimize. gök çadır olmaktan vazgeçmiş, yer taş kesmiş sanki. ne yağmur bize merhamet bahşediyor, ne toprağı çatlatan çiğdemle yandaşlık kurabiliyoruz. ancak birbirimizin kanını akıtarak anlayabiliyoruz canlı olduğumuzu. insan oluşumuzla en büyük âşinalığımız bu. sıcak kana dokununca diyoruz ki, “tamam, demek burası hâlâ dünya!” dünyanın dönüşü başımızı döndürmüyor artık. çünkü dönüp bakmıyoruz akıp duran bulutlara. çünkü boynumuz kalın. ve hiç kimse yüz vermiyor bu tür çocukça oyunlara. biz dünyayı işvekar bir çengi gibi düşünüyoruz; böyle kuruluyor aramızdaki bağ. yani biz, birbirimizin teninden yükselen buharı soluyarak çiziyoruz yörüngemizi. bu sırnaşık rotadan çıkarsak, içimize düşecek kuşkudan ödümüz kopuyor. ödümüz kopuyor, aşk deyince hallac’ı anmaktan. çünkü biz, ancak ayarı bozuk bir altın için yüzüyoruz birbirimizin derisini. nedir aşka düşmek? aşk için ölmek ne? yabancıyız bu şavkı kalp çatlatan, hesabı ağır sorulara. bize düşen kurnazca gülümsemek… kurnazca gülümsüyoruz, zülfüne çiğ düşünce tedirginlikten rengi atan eski evlerin
" Nefsini bilen Rabbini bilir."
Sayfa 143·Kitabı okudu