Ama evleneceğin kadın takva sahibi olursa her dört şeyi birlikte elde etmiş olursun: Arzun zenginlik ise o tasarruf ederek seni zenginleştirir. Ahlakı güzel olan güzel görünür. Kadının güzelliği ve asaleti onun tavır ve hareketidir. İşte bundan dolayı eş seçiminde yegâne ölçün dindarlık olsun.
Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sas) bir gün şöyle buyurdu: "Kadın dört sebepten biri için alınır: Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı. Sen dindar olanı seç. Aksi hâlde sıkıntıya düşersin."
"Hocam! Evlendik ama 120 aydır iki yakamız bir araya gelmedi!" şeklinde bir itirazda bulunabilirsiniz. Bunun örnekleri çok ve nedeni de bellidir. Allah sana "Evlen!" dedi. "Boyundan büyük işlere bulaş, gösteriş yap, riya yap, herkes nasıl yapıyorsa aynısını yap, israfa kapı aç, Allah'ı memnun etme adına gayretin olacağına insanları memnun etme adına gayret et, kazancının kat kat fazlası borç al!" demedi ki! Ayağını yorganına göre uzat, riyaya bulaşma, imkânlar nispetinde bir şeyler yap, Allah'ı bu işe kefil tut! Bak bakalım Allah sana yardım ediyor mu etmiyor mu? Bu anlamda nikâh berekettir. Böyle bir bereket bolluk getirir.
Anadolu irfanından neşet etmiş çok güzel bir söz vardır: "Nikahta keramet vardır." Ancak evlilik ayrı bir şey, nikah ayrı bir şey gibi değerlendiriliyor. Nikah deyince aklımıza bir imamın önünde şahitlerle kıyılan nikâh geliyor ancak bizim nikâh deyince kastımız evliliktir. Nikah dediğimizde aklımıza istemeyle başlayan evlilik surecinin tamamı gelsin ki sözümüz tam olarak yerine otursun.
Hz. Ali evliliğini şöyle resmetmektedir: "Yoğun koşturmalar içerisinde eve gittiğimde Fatima'nın yüzüne baktığım andan itibaren bütün dertlerimi unutuyorum.”