Dil psikolojisiyle ilgilenenler dış dünyayı araziye, iç dünyayı ise haritaya benzetirler. Hayat, aşk, insanlar ve başarı hakkındaki düşüncelerimiz birer haritadır. Bizler hayat arazisinde, doğru zihin haritaları kullanarak yol alırız ya da yanlış haritalarla yolda kalırız. Haritalarımız iç gerçekliğimizdir.
Akıllı insanlar, haritalarını araziye uydurma eğilimindedir. Deliler ve dahiler ise, ellerindeki haritaya göre araziyi şekillendirmeye çalışırlar.
Kısacası, sınırlayıcı iç inançlar, engelleyici dış şartlardan daha çok etkiler bizi. Limitleri şartlardan çok, zihin koyar. Yapılamazlık çoğu kez sınırlayıcı bir önyargıdır. Aynı şartlarda yaşayan, aynı imkan(sızlık)lara sahip kişilerden bazılarının çok başarılı, bazılarının ortalama, bazılarının çok başarısız olabilmesi bunun bir kanıtıdır.
Kaybeden olmanın bir Kültürü, tecrübe tabanı, alışkanlıkları vardır ve kimse doğuştan bu bileğilere sahip değildir! Kazanan olmak gibi, kaybeden olmak da zamanla öğrenilir.