Anlamıştı ki aşk, geniş, inkar edilmez bir iyilik ve doğruluk kaynağı olduğu kadar, aşırılık ya da yanlış anlama halinde çirkinliklerin, sahteliklerin de kaynağıdır.
Delikanlı iken gençlik güçlerini içinde saklamış, hayatta erkenden anlamıştı ki insanın neşesi de, kudreti de bu taze kalan güçten doğar. Ruh bu gençlik kuvvetleriyle beslendikçe hayatın karşısında gevşemez, gemisini her rüzgarda yürütür, hayatı bir yük olarak değil, bir vazife olarak görür.
"Karşınızdaki erkek, rüyalarınızda gördüğünüz adam değildir. Göreceksiniz, bir gün o adam karşınıza çıkacak..." Size aşık olacak, o kadar olacak ki, bir yıl değil, bütün bir ömür bu aşka yetmeyecek. Ama bilmiyorum bu adam... kim olacak?
- Ah! Bu hayat, dedi.
- Nesi varmış bu hayatın?
- İnsana rahat vermiyor. Başını derde sokuyor. Ne olur, şöyle bir yatıp uyuyabilsem... Hiç kalkmadan...