istese gidebilirdi adam.
''okyanuslar'' gidilebilecek zorunlu yerler değildi.
ama kalmaktan yanaydı içinin önemli ya da önemsiz
bir parçası
ve adam o küçük önemli ya da önemsiz
parçaydı işte.
ters çevirmenin kolaylığıydı
bir kum saatini değerli kılan..
yağmur bir daha yağıyordu. Ne geceye ne güne aldırdığı vardı.
Zamanı ıslatıyor, çürütüyordu.
anlamsız ya da anlaşılmazdı gerçekten.
bulutlara gizlenmişti niyeti:
farzımuhal
bir kadının şehlâ bakışlarıydı.
ıslaktı şehrin sokakları
yapışKANdı...
yağmuru ve geceleri ve yağmurlu geceleri sevmiyordu adam.
şarkı sözlerini de.
ama yağmurlu gecelerde
dilinde bir eski şarkının kı
rık
dö
kük sözleri
sokak sokak dolaşmayı seviyordu işte.
çünkü gizli ümidiyle bir yer altı çağıltısı
gün ışığına denkti.