Aslında, Tanzimat'tan bu yana yapılan bir seri operasyonla, din, toplumun devlet biçiminin ve hukukunun kaynağı olmaktan çıkarılmış, daha sonra da onun kültür kaynağı olma özelliği yok edilmiş, kala kala, tek kişilerde bir inanç ve inanca göre yaşamadan ibaret kalmıştır. Sağcı devlet adamları, artık bu kadar kişisel hale gelmiş ve din ve vicdan özgürlüğünün sınırları içinde kalmış dine, Batılılar herhalde bir ses çıkarmazlar sanarak kendi kendilerini aldatıyorlar. Sol devlet adamları ve particileri ise, zaten müslümanların bu kişisel haklarından bile rahatsızdırlar. Sağcı görünen ya da görünmek zorunda olan devlet ve parti adamları, mevcut dini görünümden bir parça daha ödün vererek Avrupalıları ikna edecekleri inancındadırlar sanıyorum. Solcular için ise bunlar hiç sorun değil.
" Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûluhû" diyerek şehâdet ederiz. NE DERİZ?
" Ya Rabbi, ben kendi benliğimin vehmindeyim. Amma rûhlar alemindeki sözümü hatırladım ve bu nefis benliğinden sıyrıldım. Bu zevk ile birliğini müşahede ettim. Ben yokum, sen varsın Allah'ım. Buna şâhidim ve benim kendi şerâitim, kendi aklım ve fikrim kulluk etmek üzere kurban olsun. Ben bu zevk ile senin gönderdiğin Resûl'ünü tasdik ettim. Kendi yoluma değil, kendi nefsimin çektiği yere değil, Resûl'ünün yoluna gitmek zevkine eriştim ve ona tâbi oldum. Benliğimi o yolda sarf ettim, hakiki kulluğu O'nda(sas) müşâhede ettim."