📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan bilmediği konularda hep abartılı fikirlere sahip olur. Oysa tersine, her şeyin basit olduğunu kabul etmek zorundayım: Giyotin, ona doğru yürüyen insanla aynı seviyede. Bir tanıdığın yanına gidermiş gibi gidiyor insan yanına. Bu da sinir bozucu. Platforma çıkış, göğs yükseliş, hayal gücü ikisini ilişkilendirip buna tutunabilirdi. Oysa giyotin bu hayali de her şeyi olduğu gibi ezip geçiyordu: İnsan gizli saklı, biraz utanç ve çokça da isabetle öldürülüyordu.
Ne var ki benim duygusuzluğum karşısında duyduğu dehşetin, öbür suçun kendisinde uyandırdığı dehşeti neredeyse gölgede bıraktığını söylemekten de çekinmiyormuş. Yine onun düşüncesine göre annesini manen öldüren bir adam, kendisini peydahlayan babasını öldüren biri kadar toplumun dışına itermiş kendini. Her halükârda manen öldürme suçu, öbür suça giden yolu hazırlarmış, o yolun taşlarını döşer hatta onu bir şekilde meşrulaştırırmış.
Ruhumu yakından incelediğini ve hiçbir şey bulamadığını söylüyordu, işte böyle sayın jüri üyeleri. Aslında ruhumun hiç olmadığını, hiçbir insani duyguya sahip olmadığımı, hatta insanın ruhunu esirgeyen ahlak ilkelerinden bile yoksul olduğumu söylüyordu.
Davamı beni işe karıştırmadan götürüyorlardı sanki. Her şey ben araya giremeden olup bitiyordu. Kaderim benim fikrim alınmadan yazılıyordu. Bazen içimden herkesin sözünü kesip, "Bir dakika, burada sanık kim? Sanık olmak önemli bir şey. Benim de söyleyeceklerim var!" demek geliyordu. Ama şöyle bir düşününce, söyleyecek bir şeyim yoktu aslında.