korkmayan insanın mutlu olduğu söylenebilir, zira taşlar bile korkudan ve kederden uzaktır, keza hayvanlar da öyledir, bununla birlikte yine de mutluluk idrakinde olmadıkları için kimse onlara mutlu demeyecektir. Uyuşuk karakterleri ve şuursuzlukları yüzünden hayvanların ve cansız nesnelerin seviyesine inen insanları da aynı kategoriye koy. Bu tür insanlar ile o varlıklar arasında hiçbir fark yoktur, zira o varlıklar akıldan yoksundur, bahsettiğimiz türden insanların aklı ise bozulmuş, kendine zarar vererek kötü yönde çalışır haldedir.
İnsan hazza üstün geldiği gün, acıya da üstün gelecektir. Ancak bir insan, en sağı solu belli olmayan ve kendini kontrol edemeyen efendilere, yani hazlara ve acılara köle olduğunda bu köleliğin ne kadar da kötü ve tehlikeli olduğunu görüyorsun. Dolayısıyla özgürlüğe kaçmalıyız. Bunu mümkün kılan da sadece talihe kayıtsız kalmaktır.
"En yüce iyi, şansın getirdiği şeyleri ciddiye almayan bir zihindir ve sadece erdemle mutlu olur" Şöyle bir tanım yapmak da mümkündür: "ahlâki doğruluğa önem veren, erdemden hoşnut olan, şansın getirdiklerinin şımartamadığı ve parçalayamadığını bilen insana mutlu diyelim."
Mutlu yaşam üzerine tartışma sürerken, bana, yerinden ayrılarak safını belli ediyor gibi, şu cevabı verme sakın: "Bu taraf daha kalabalık görünüyor." Zira daha kötü olan taraf budur. İnsani durumlar, çoğunluğun daha iyi şeyleri tercih edeceği kadar iyi işlemiyor, en kötü tercihin kanıtı kalabalığın kendisidir.