"İkimiz de felaketiz şimdi," diyorum.
Bowe başına iki yana sallıyor. "Sen değilsin, Soto. Bunu göremediğini biliyorum. Çünkü sen hani şu okulda sınavdan doksan dokuz alınca tek düşündükleri yüz alamadıkları olan tipler vardır ya, onlardansın."
"Alamamışlardır ama."
"Evet işte. Diğer herkes için çan eğrisinin içine sıçarsınız."
İnsanlar kendi adınızı asla unutamazmışsınız gibi davranırlar ama dikkat etmiyorsanız, kendinizle ilgili bildiğiniz her şeyden öylesine uzaklaşabilirsiniz ki, kendinizi size nasıl seslendiklerini bile hatırlayamadığınız bir noktada bulabilirsiniz.
Böyle olunca da sükunetimi daha çok kaybediyorum. Daha fazla atış kaçırmaya, daha çok öfkelenmeye, fazla düşünmeye başlıyorum. Eskisi kadar sıkı çalışmak ama daha az etkileyici sonuçlar almak insanı delirtiyor. Bu bedenle oynamak, kör bir bıçakla et kesmeye çalışmak gibi.
Öncesinde dış görünüşüme takıntılı değildim. Kalabalığa karışan sıradan görünümlü bir çocuktum. Ama sonra... Tamamen yepyeni bir insana dönüştüm. Aniden sıradan biri olmaktan çıktım. Artık çirkindim. Mağazadaki çocuklar bana bakıyordu ve arkadaşlarım benimle beraber görünmek istemiyordu. Artık yara izinden ibarettim.