Bazı kitaplar doğru zamanda okunmalıdır derler, bu kitap da öyle. Bir "tecrübe" sınırı olması gerektiğini de bu yüzden düşünüyorum. Burada yaşın önemi yok maalesef, saf bir "Aa, bu ben..." diyebilme sınırı.
Sıradan bir şekilde elime aldığım ve açıkçası çok da bir şey beklemeden okumaya başladığım bir kitaptı Aşkın Tam Tersi.
Ama vurdu ve gol oldu.
Kitabın ismine bakıldığında içeriğine dair pek bir şey sunduğu söylenemez ama benim oldukça derin bulduğum ve altını çizerek, gerek gülerek gerekse de kalbim kırılarak okuduğum HARİKA bir kitaptı.
Emily birçok açıdan kendini bastırmış ve duygularını nasıl ifade edebileceğini bilmeyen bir karakter. Olaylar iki yıllık ilişkisini bir yemek masasında bitirmesiyle başlıyor. Üzerlerinde tavuk sosu varken.
Komik olacak diye bekliyordum fakat bir kadının kendini bulma hikâyesiyle karşılaştım. Komik değil demiyorum, bazı yerlerinde istemsizce kahkahalar attığım oldu. Yani hem seviyor hem de yaralayan cinsten.
Kendimizle bağdaştırdığımız şeyleri ister istemez kayırıyoruz. Benzerliğin üzerimizde böyle bir etkisi var. Emily ile tam anlamıyla bir benzerliğim olduğunu söyleyemem ama yaşadığı tükenmişlik beni öylesine derinden etkiledi ki bu kadına sayfalar arasından sarılmak istedim.
Yaşadığı şeylere spoi vereceğim endişesiyle girmiyorum fakat gerek iletişim problemleri, gerekse kendinin farkında olmaması aslında hepimizin istemsiz olarak yaptığı şeyler. Bu kitabı bu kadar güzel ve özel yapansa bunu tecrübe eden bizlere yalnız olmadığımızı söylemesi.
Bir insanın suratına bakıp gülümseyebilir ama içten içe tükenmiş hissedebiliriz.
Yalnız kalmaktan korktuğumuz için ilişkilerimizi sürdürebiliriz.
Bir şeyleri sırf bizden yapmamız beklendiği için yapıyor olabiliriz.
Fakat günün sonunda kendimizi bulmaya karar verdiğimizde, bunu yapabilecek gücü
"Yaşam gücü desteği için teşekkür ederim," dedi. "Üç yaşındaki bir çocuk parmağımı ısırdığında bayağı yararı oldu."
"Umarım sen de o çocuğu ısırmışsındır."
"Annesi bu işten sıyrılabileceğim kadar kafasını çevirmedi."
Masum bölgelere hafifçe dokunabilme iznim vardı. Şefkat gösterisi olarak. Sakinleştirmek için. Kendinden bir şeyler vermek için. Sürekli alabileceğimiz bir pozisyonda değildik. Açgözlülük hayatta kalmazdı. Fazla hızlı hareket etmek ilişkimizi öldürebilirdi.
... Bunlar ufak özellikler veya kıymetini bilmeyeceğim şeyler gibi gözükebilirdi ama onlara cankurtaran gibi tutunmuştum. Bir adamda bu tür şeyleri seviyordum. Ama onu sevmiyordum.