Bu kitabı tanımlamak için birçok kelime var fakat çoğu yetersiz ya da benim bilgim dahilinde değil. Ama ısrarla bir tane seçmem gerekseydi "kaos" derdim. Kötü anlamda değil, muazzam anlamında.
Kitabın ele aldığı konu; bilgiye duyulan açlık ve bunun peşinden gelen olayların ne kadar korkunç düzeylere erişebileceğiydi.
Altı, üst düzey gerçek üstü becerilere sahip (büyü demek istemiyorum çünkü bu çok hafif kalır) kişi İskenderiye Cemiyeti'ne kabul edilmek üzere bir çağrı alır. İçlerinden biri elenecek ve beş kişi üye olarak dünya üzerindeki var olan bilgiye erişim sağlayacaklardır.
Elbette her şey ilk başta çok basit görünüyor. Bilgiye duyulan açlık ve birilerinin bu uğurda neleri yapabileceği... Fakat karakterleri tek tek tanıdıkça ve olaylar karışmaya başladığında bir baş ağrısı kendini belli ediyor.
Libby ve Nico birbirlerinin zıttı olan fakat bir diğeri olmadan yaşamı anlamsız olabilecek iki fizikçi. Fiziksel dünyanın ögeleriyle oynayabiliyorlar. Parisa bir telepat; insanların düşüncelerini okuyup bir takım fikirler ekerek manipüle edebiliyor. Reina bir doğa bilimci. Doğayı kontrol etmesinin yanında bir çeşit batarya gibi diğer medeialara güç sağlayabiliyor. Tristan illuzyonların ötesini, sahtenin ardındaki gerçekliği görebiliyor. Callum ise bir enpat ve insanların duygularını okuyup onları manipüle edebiliyor.
Bir çeşit süper kahraman takımı gibi ama bu arkadaşlar oldukça çarpık yapılara sahip. Gerçi canım Libby, seni bu sınıfa dahil etmemem lazım.
Kitap genel anlamda akıcıydı fakat tek oturuşta bitirmelik bir eser değil kesinlikle. Olayları anlamanız ve sindirmeniz gerekiyor. Aksi takdirde kitabı okumaya devam etmek çok zor olurdu.
İçerik yenilikçiydi o açıdan gönül rahatlığıyla önereceğim bir kitap olacak. Okuyucuyu pasifliğe iten bir yapıda olmayışı