Yirmi yaşımızda içimizde atan neşe dürtüleri, zamanla daha ağırkanlı bir hale gelirler. Uzuvlarımız etkinliklerini yitirirler, ama duyularımız yitirmezler. Geçmişte onları gerçekleştirmeye korktuğumuz tutkuların, onlara boyun eğmeyi ret etmiş olduğumuz dürtülerin hatıralarının bizleri asla rahat bırakmadığı korkunç kuklalara dönüşürüz.
Gençliğiniz gittiğinde, güzelliğiniz de onunla beraber gidecek ve o zaman zihin için elde edilecek zaferler kalmadığını fark edeceksiniz, ya da hafızanızın geçmişteki bu zaferleri sizin için yenilgilerden daha acı verici bir hale getirdiğini anlayacaksınız.
Hayır, bunu şimdi hissetmiyorsunuz. Bir gün, yaşlı, yüzünde kırışıklar olan ve çirkin bir adam olduğunuzda, düşünceniz alnınızı çizgileri ile kuruttuğunda ve tutku dudaklarınızı çirkin ateşleri ile damgaladığında, bunu hissedeceksiniz. Bunu korkunç bir biçimde hissedeceksiniz.