Herkese hellllöööö!
Bazı kitapların gerçekten bizim için doğru zamanı oluyor. Bu kitabı uzun süre önce almıştım ama şimdi, bu yaşımda, bu ruh halinde, bazen olduğum yeri sorguladığım bir dönemde okudum. Ve fark ettim ki doğru zaman tam olarak bu anmış.
Gece Yarısı Kütüphanesi’ni okurken başlarda aşırı bir heyecanla başladım. Ortalarda dürüst olayım, biraz sıktı. Ama bu his çok uzun sürmedi. Kitap beni tekrar içine aldı ve özellikle sonlara doğru bayağı heyecanlandırdı. Altını çizdiğim ve not aldığım, “bunu unutma” dediğim bir sürü cümle..
En çok aklımda kalanlardan biri de şu oldu:
“farklıydı çünkü artık başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için yaşamak zorunda hissetmiyordu kendini. Hayalindeki mükemmel evlat, kız kardeş, partner, eş, anne, çalışan olmaya uğraşmaktansa; doyum verici bir hayatı, yalnızca insan olarak, kendi amacının etrafında dönerek ve sadece kendine hesap vererek yaşanabileceğini anlamıştı.”
Burada kitabın özetini yazmayacağım tabii ki. Zaten buradaysanız, okumaya niyetiniz var demektir. Ben daha çok ne hissettirdiğini anlatmak istedim.
Eğer yolunuzu biraz kaybettiyseniz, bulunduğunuz yerden çok da memnun değilseniz, kafanızın içinde sürekli “başka hayatlar, acabalar, ya şöyle olsaydı?” düşünceleri dönüyorsa; işinizle, evinizle, ilişkinizle ilgili sorgulamalar yapıyorsanız.. bence bu kitabı okumalısınız.
Son olarak, Bayan Elm’in de dediği gibi:
Her şey olmak, aslında hiçbir şey olmamaktır.