2. İşler kızışmışken vuruşa geçmeyin. Bazı ilişkilerde iyi bir kavga havayı temizleyebilir, ama hedefiniz sabitleşmiş bir modeli değiştir mekse, konuşmak için en kötü zaman kendinizi öfkeli ya da ger- gin hissettiğiniz anlar olabilir. Konuşmanın ortasında öfkelenmeye başladığınızı sezerseniz şöyle diyebilirsiniz: "Kafamı toplamak için biraz zamana ihtiyacım var. Bunu konuşmak için başka bir zaman saptayalım." Geçici olarak uzaklık aramak, soğuk bir tutumla içine kapanmak ya da duygusal bağlantıyı koparmakla aynı şey değildir.
3. Sorunu düşünüp konumunuza açıklık kazandırmaya zaman ayırın. Konuşmaya başlamadan önce, kendinize şu soruları sorun: "Beni öfkelendiren durum nedir?" "Burada asıl sorun nedir?" "Be- nim konumum nedir?" "Ulaşmak istediğim şey, ne?" "Kim, neden sorumlu?" "Değiştirmek istediğim şey tam olarak ne?" "Yapacağım ve yapmayacağım şeyler nedir?" 4. "Belaltı" taktiklerine girişmeyin. Yani suçlamayın, yorumlamayın, teşhis koymayın, damgalamayın, irdelemeyin, vaaz vermeyin, ahlak dersi çıkarmayın, emretmeyin, uyarmayın, sorgulamayın, dal- ga geçmeyin ve söylev çekmeyin. Diğer kişiyi hafife almayın. 5. Ben diliyle konuşun. "Ben düşünüyorum ki...", "Ben hissediyorum ki...", "Ben korkuyorum ki...", "Ben istiyorum ki..." demeyi öğrenin. Gerçek bir "ben" bildirimi diğer kişiyi eleştirmeden ya da suçlamadan ve kendi tepki ya da duygularımızdan diğer kişiyi sorumlu tutmadan benlik hakkında bir şey söyler. Sözde "ben" bildi- rimleri içindeki "sen" bildirimlerine karşı dikkatli olun. ("Ben, senin kontrol etme eğiliminde ve benmerkezci olduğunu düşünüyorum.")
6. Bulanık taleplerde bulunmayın. ("Benim ihtiyaçlarıma karşı daha duyarlı olmanı istiyorum.") Ne istediğinizi açıkça anlatın. ("Şu anda bana yardım etmek için yapabileceğin en iyi şey, dinlemek. Şu anda