ilknur

ilknur
@n75470286
11 okur puanı
Şubat 2022 tarihinde katıldı
8/10
·336 syf.··
2024 11. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2024 01:18
FAZLASIYLA spoiler olacak. kurgu fbi tarafından kurulan gizli bir program olan dogustan yeteneklileri konu alıyor. analist, duygu okuyucu, insan yalan dedektörü ve profilciler derken özel cocuklardan olusuyor bu program. kitabın herhalde yarısına kadar belirgin bir olay zinciri yoktu; annesi uzun süre önce ortadan kaybolmus ana karakterin travması ve cocukların egitimiyle ilgiliydi. sonrasında, asıl olayların baslamasının yanı sıra kisisel iliskilerin gelismesiyle birlikte, sonunu merak ettiren bir hâl aldı. yazar, ikinci kitabı cıkarmaya yönelik olarak, karakterin asıl amacına ulasmaya calısırken karsılastıgı baska bir problemi cözmesini saglayarak güclü bir olay örgüsü kurmus. sac renginden dolayı failden süphelenmistim, fakat sonlara doğru aklımdan cıkmıstı. tabii, koskoca fbi’ın birkac cocuktan daha acemi olması veya bir psikopata ev sahipligi yapmıs olmaları sacma gözükse de, sanırım kitapta vurgulanan ‘dogustan yeteneklilerin, normal insanların caba göstererek yapmaya calıstıklarını, kendi kendilerine daha iyi yapabilmeleri’ ve ‘asıl korkunc olanların ajanlar olduğu’ gibi sözler bu durumu acıklayabilir. sen konseptini gercekten begendim, kurbanın zihnine girmemizin saglanması yaratıcıydı. hatta daha da iyi olması icin, failin zihnine girilerek ben olarak yazılabilirdi. kitabın criminal minds’a benzetilmesi, baslamama sebep olan noktalardandı; belki de sevmemin sebeplerinden biri de budur. reid ve sloane arasındaki benzerlikler COK TATLIYDI, lütfen biri onları dinlesin. bir de michael... aklımı basımdan aldı. baslangıcından itibaren, michael en sevdigim karakter oldu diyebilirim. kitabın sonunda, cassie icin neredeyse ölmesi ve onu kurtarmak amacıyla birini öldürmesi ??? bunun hakkında konusalım. ask ücgenlerinden nefret ederim, kurgu tamamen bunun üzerinden
ProfilciJennifer Lynn Barnes · Yakamoz Yayınevi · 2019295 okunma
Reklam
8/10
·456 syf.··
2024 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2024 00:00
kurgularda en sevdigim temalardan biri zaman döngüsüdür, kitabı tesadüfen görünce büyük bir ilgiyle basladım yani. dürüst olayım, kitabın üslubu tokat gibi carptı suratıma; sade anlatım diliyle basit kurgulara alıskın oldugum icin. baslangıcta zorlansam da sonrasında alıstım demeyi isterdim, lakin bastan sona beni ciddi anlamda yordu. kitabı bitiremeyeceğimden neredeyse emindim, sayfaları okumak buz üzerinde dans etmeye benziyordu; her kelimeyi defalarca okuma zorunluluğu hissettim. kitap, hicbir sey hatırlamadan uyanan ve her gece islenecek bir cinayeti cözmek icin sekiz farklı beden kullanarak tekrarlayan günler icinde bu gizemi cözmesi gereken birinin etrafında sekilleniyor. on dokuz yıl öncesinde evelyn hardcastle’ın erkek kardesi thomas’ın öldügü gün konakta bulunan kisiler, evelyn’in uzun yıllar yasadıgı fransa’dan dönüsünü kutlamak adına düzenlenen baloya davet ediliyor. thomas’ın ölüm yıl dönümüne denk gelen bu balo, haliyle süpheleri uyandırıyor. söylemeden gecemeyecegim; yazar her günü birbirine öyle mantıklı baglamıs ki elestirecek bir yanını bulamadım, okurken tatmin oldum. acıkcası, kurguda hata varsa bile fark etmemis olma ihtimalim yüksek cünkü her detayı akılda tutmak imkansız. cogunluk kitabın zamana yayılarak okunmasını önermis, ben de aynısını tavsiye ederim; sindirilmesi gereken kitaplardan. sonu ne kadar güzel olsa da, döngünün kırılmadığını anladıgımız bir sonu tercih ederdim sanırım. tabii, tüm kitabı bosuna okuduğunu düsünecek okuyucuların kızacagını ele alırsak, neden böyle bir sonun yazılmadığı da anlasılabilir. okurken döngüde olanın ben olduğumu hissettigim, dizisi cıksa keyifle izleyeceğim kurgulardan oldu.
Evelyn Hardcastle’ın Yedi ÖlümüStuart Turton · İthaki Yayınları · 20201,468 okunma
5/10
·288 syf.··
2024 8. kitabı
önceden, yazarın hizmetci kitabına baslayıp dayanamamıs ve yarım bırakıp sonuna bakmıstım. bu sefer de aynısının yasanmayacağını ümit ederek kitaba basladım; yazarın en iyi kitabı olduğunu söyleyenleri görünce umutlanmıstım. yalan söylemeyeceğim, kitabı tek oturusta bitirdim. belki de ne kadar sasırtacağını görmek istememden kaynaklıdır, bilemiyorum ama aktı gitti diyebilirim. yalnız, sonuna gelince hayal kırıklığına uğradığımı söylemem gerekiyor. bunun sebebi tabii ki twist değildi; hatta gayet iyi düsünüldüğünü de söyleyebilirim. spoiler var. hale, hastasına katilin o olduğunu ima edene kadar aklımın ucundan geçmemisti. iste tam o anda patricia’nın eskiden nisanlı olduğunu söylediği aklıma düstü ve anlamış bulundum. ancak kitabın yazım acısından eksiklikleri olduğunu düsünüyorum. öncelikle, kitabın birinci kisi anlatımıyla yazılması bence yanlıs bir tercih olmus. baslangıcta okuduğumuz karakterle, onun kim olduğunu öğrendiğimizde karsılastığımız kisi neredeyse tamamen farklı. bir kisinin ic monologu kendi kisiliğinden bağımsız olmamalı. kitap boyunca psikiyatristin zekasıyla övülmesi ancak üzerinde fazla durulmadan ortadan kaldırılması da tatmin edici değildi. ethan ile olan konuya ise gereksizliğinden dolayı değinmiyorum bile. eklemek istediğim bir baska sey de, ethan ile psikiyatriste takıntılı olan adamın —sanırım adı edward’dı— benzerliklerinin abartılmıs olması. sarı sac, mavi göz, sarap sevgisi ve hangi sarabı hangi yemegin yanında icmeleri gerektiği hakkında bile fikirleri olması, isimlerinin bas harflerinin aynı olması ve üstüne üstlük ana karakterin ethan’ın evde bir seyleri hızlı bulmasından sürekli suphe etmesi… sonuncusu, annesi icin eve gidip geldiğinden acıklanmış sayılıyor, hoş. boy meselesini de göz ardı etmemek lazım. ej’in boyu nedeniyle sorun
Sakın Yalan SöylemeFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20245bin okunma