Biz toplumumuzda tutkuyu kaybettik. Bir şeyleri sevdiğimiz için yapmıyoruz. Bir şeyler yapıyoruz, çünkü kendimizi mecbur hissediyoruz. Bu perişanlığın formülüdür.
İnsanlar genelde deniz gibidir, daha büyük bir şeyin sabit, silinemez bir parçası. Ama ben daha çok kıyıya vurup geri çekilen ve ardında hiçbir iz bırakmayan bir dalga gibiyim.