İnsan, hayatı boyunca hep "daha fazlasının" peşinde koşar; daha iyi bir kariyer, daha çok kitap, daha hızlı bir yaşam... Ancak tüm bu koşturmacanın ortasında, bizi ayakta tutan asıl gücü, yani sağlığımızı çoğu zaman bir varsayılan olarak kabul ederiz. Ta ki küçük bir sızı, her şeyi durdurana kadar.
Kitabın hikayesi hakkında pek bir şey yazmayım. Bu harika hikayeyi sizler okuyarak görün isterim. Minik kara kızımızın , saçları ağaran bir kadın olana kadar yaşadığı her şey beni çok etkiledi. Bu kitap bende inanılmaz bir farkındalık yarattı. Bir erkek olarak hayat bana aslında ne kadar kolaymış bunu gördüm. Benim için önem bile arz etmeyen bir çok şey kız kardeşim için aslında ne kadar zormuş ve ben bunun hiç farkında değilmişim ve buna rağmen kardeşim beni ne de güzel sollayıp geçmiş bunu gördüm. Ben akşam çıkarken kız kardeşim çıkamazdı , ben lisede cebimde sigara paketiyle gezerken ona bir tanesi bile yasaktı , ben aşık olup acı çekebiliyorken onun bunu göstermesi bile yasaktı. Benim okuduğum 2 yıllık ünv başarı sayılırken onun kazandığı tam burslu okul pekte önemli değildi.Kitapta da diğer erkek köleler için bir çok şey çok kolayken Titubaniçin imkansız. Doğa üstü güçleri bile olsa imkansız. Tituba 1600 lü yıllarda yaşadı , yobazlar tarafından hayatı , sevinçleri kısıtlandı. 21. yüzyılda ülkemdeki bir çok kadının aslında birer Tituba olduğunu farkettim. Aradan yüzyıllar geçiyor , din isimleri değişiyor ama yobazlık degişmiyor. Kimi toplumda ten rengi , kimi toplumda cinsiyet , kiminde mezhebi derken ne kadar da zorlaştırmışız birbirimize hayatı. En çokta kadınlara. Bizi doğuranlara , bizi doyuranlara. Tituba kimi sevdiyse ondan bir tokat yiyor hayat yolunda. Bu yeri geliyor ev sahibesi oluyor , yeri geliyor ufacık bir çocuk oluyor. Ama kalbinin güzelliği hiç azalmıyor. Her dinin yobaz kesimi zehirliyor çevresini bunu da yazar çok güzel anlatmış. Titubanın gerçek sonunu değilde ona yakışan bir son yazan yazara ve bunu Türkçe basan Bilgi Yayınevine teşekkür ederim. Tek sitemim şu olurdu Onu yaftalayanlar ona Salemin Kara Cadısı diyordu keşke o hitap şekli kapakta