"Kendi hayatı olmayan biri ancak başkalarının hayatına ilgi duyar," diye yazdı defterine. Sonra düşündü ve şöyle devam etti: "Ama ya ilgi duyulan başkalarının hayatı da, başkalarının hayatına duyulan ilginin bir türeviyse? Dünyayı bilmiyorum ama bu sokakta kimsenin hayatı yok. Herkes başkasının hayatını seyrediyor ve seyrettikleri de başkalarının hayatını seyrediyor zaten. Ben de hepsini seyrediyorum... Çok sıkıcı bir gezegene düşmüşüz, olan bul"
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yenilmeyi hazmetmek diye bir şey yoktur bu insanların hayatında. Ya yenerler ya da kendilerinden güçlü olduğuna hükmettikleri birinin kapı kulu olurlar. Arası yoktur.
Evet, homo plazus'u yerin dibine batırıyorum gerine gerine ama itiraf etmeliyim ki en günahkâr olanları bendim, onlar inandıkları ya da inandıklarına inandıkları hayatı yaşıyorlardı, bense karşı kıyıya geçmek zorundaydım, bunun farkındaydım ama beceremiyordum. İnsanın duyguları arasında en güçlü olanı sanıldığı gibi aşk değil, korkudur; o yüzden karşı kıyıya geçmek zordur, Yâren. Günün birinde bir mucize olacak ve karşı kıyı buraya gelecek, diye beklemeye başlıyor insan. İşte "konfor alanı" deyip durdukları tam da bu olsa gerek. Akıştaydım, Yâren, fena akışta...