Suratınıza tokat atan bir kitap resmen.
‘’İmparatorluk’’ diye geçen hayali bir ülkenin bir sınır kasabası düşünün. Her şey yolunda, insanlar mutlu, verimli topraklar, iyi mahsül ,besili hayvanlar vs. v.s.
Mahkumlar için özel bir yerlerinin bile olmadığı, suçun karşılığında kasaba için çalışma cezası verilen bir küçük cennet ve buranın sorumlusu hakim ana karakterlerimiz.
Derken bir gün Albay Joll İmparatorluk adına teftişe geliyor bu cennet kasabaya.
Sözde ‘’barbarlar’’ İmparatorluğa karşı bir saldırı yapmak için hazırlık yapmaktadırlar…
İşkenceler ve buna sessiz kalan hakimin vicdanı..
Cennetin üzerini kaplayan korku bulutları ve savaş hazırlıkları…
Tüm bu kargaşada yaratılan ‘’düşman’’ ve ‘’korkunun’’ insanları nasıl vahşileştirdiği..
O toprakların sahibi yerlilerinin yakılıp yıkılan hayatları ve toprakları…
Yani kısaca çok iyi bildiğimiz ve yakın zamanda ‘Gazze’ de ‘Irak’ ta ‘İran’ da uygulanan senaryo;
‘’Bir düşman yarat ve o düşmanı yenmek için savaş başlat’’
Savaşın insan onurunu yerle bir edişi..
İnsanın elinden onuru ve özgürlüğü alınınca geriye kalanın hiçliği…
O ilk haksızlıkta adaleti aramanın önemi…
Vicdanını temize çekmek için yapılan beyhude çabalar…
Kitapta çok iyi psikolojik tespitler var.
Karakterler sağlam ve gerçekçi
Akıcı bir dil ve vurucu bir hikaye.
Mutlaka okuyun bu kitabı derim...