Buradaki ilk kitap incelememi Leyla ile Mecnun'la başlatıyorum. Aslında bunu öngörebilmek zor olmamalıydı. Leyla ile Mecnun çok severek izlediğim, her karakterinde kendimden bir şeyler bulduğum, kendimden bir parçaymış gibi hissettiren bir diziydi. Kitabini okumak için biraz geç kalmış olsam da bir solukta bitirdim. Kitabi okurken her satırında o içtenliği ve sıcaklığı hissetim. Önce dizisini izleyip sonra kitabını okuyunca karakterlerin repliklerini okurken direkt o karaktere bürünüp onun sesiyle okuyorsunuz. Kitapta geçen mekana, zamana, atmosfere, olaylara bir çırpıda adapte olmak ve gerçekten bunları yaşıyor olma hissi çok güzel. İsmail abiyle gemiye el salladım, Mecnun'la çöllerde yürüdüm, İskender abiyle arabayı vurdurdum, Yavuz abiyle her ne kadar öyle bir insan olmasam da plazma çaldım ve Erdal abinin dükkanında çay içtim. Çünkü biliyoruz ki çay Erdal Bakkal'dan başka bir yerde içilmez. O olaylar yaşanırken onları uzaktan izleyen yabancı biri gibi değil de sanki ben de ordaymışım ve Kireçburnu mahallesinin bir sakiniymişim gibiydi. Kimi zaman kendimi kahkahalara boğulurken buldum, kimi zaman göz yaşlarımı silerken. Hiç bitmesin istediğim, tadına varamadığım bir kitaptı.
Leyla ile Mecnun benim hayat bulduğum bir dizi. Eminim ki birçok hayata dokunmuş ve dokunacaktır.