Şimdi kendimiz için yaşamıyoruz hiçbirimiz,
elimizden kaçıp gittiğini duyumsarız
bize verilip de yiten güzel günlerimizin.
Gecikse olur mu, yaşamayı bildi mi kişi?
Biri varsa az bulunur dostlar arasında
sayılması gereken, hani geçmiş öykülerde,
eski söylencelerde bilinenlere benzer,
Atina'lı, Latium'lu Minerva sanatıyla dolu,
içi dışı bir, dürüst bir insan varsa,
doğrunun bekçisi, onura hayran,
tanrılara gizli yakarıda bulunmayan,
büyük bir iç gücüne dayanan biri varsa,
canım çıksın, Decianus değilse bu adam.
Tarihçi ile hırslı felsefeci arasındaki tartışmayı burada kapatıyorum. Tartışma daha sürdürülemez miydi? Tabii ki sürdürülürdü, çünkü henüz yeni başlamıştı ve zamana ilişkin görüşlerden ancak belli bir kaçma değinebilmişti. Böylesi bir tartışma, zaman konusunda oldukça zengin olan felsefi yayın birikiminden de yararlanılarak epey uzatılabilir. Acaba kim kazanırdı? Ben tarihçinin kazanmasını isterdim, çünkü onun yaptığı işe bir çoğumuz gibi ben de büyük değer veriyorum. Ancak kanım, sonuçta hırslı felsefecinin ağır basma şansının daha büyük olduğu. Bu felsefeci, tarihçinin karşısına bir dilemma çıkarıyor. Onu birbirinden beter iki almaşıktan birini seçmeye zorluyor.