Hikâye, dünyaca ünlü ama kimliği gizemini koruyan yazar J.R. Alastor’un, Maine açıklarındaki ıssız bir özel adadaki malikânesinde düzenlediği özel bir yazar inzivasıyla başlar. Altı başarılı gerilim yazarı, bu davetiyeyi büyük bir heyecanla kabul eder; çünkü böyle bir fırsatı ölme pahasına dahi olsa (literally) hiçbir yazar kaçırmaz.
Hikâyenin merkezinde, etkinliği organize eden asistan Mila del Angél de önemli bir rol oynar. Mila’nın kendi karanlık geçmişi ve intikam arzusu, olaylara ekstra katmanlar ekler. Konuk yazarlar arasında gizli rekabetler, eski sırlar ve güvenilemeyecek ittifaklar ortaya çıkar.
Kısa süre sonra ölümler başlar, cesetler ortadan kaybolur, ada fırtınaya teslim olur ve herkesin geçmişinde gizlediği sırlar ile suçluluk duyguları tek tek su yüzüne çıkar. Peki ya JR Alastor nerededir ve aslında kimdir?
Davetteki konuklar, Alastor’un efsanevi hayal gücünden ilham alan eğlenceli cinayet gizem oyunları, bulmacalar ve yazarlık atölyeleri beklerken, her şey hızla karanlık bir kâbusa dönüşür. Konuklardan biri beklenmedik bir şekilde ölünce, adada mahsur kalan yazarlar kendi kitaplarındaki ölüm sahnelerine benzer cinayetlerle yüzleşmeye başlar. Her ölüm, bir önceki cinayeti daha da korkutucu kılar ve gerilim dozu sürekli artar.
Kitap, yazarlık dünyasının karanlık yönlerini, yaratıcılığın sınırlarını ve intikamın bedelini sorgulayan sürükleyici bir anlatıma sahip. Okurken kimin katil olduğunu, Alastor’un gerçek kimliğini ve adada yaşananların arkasındaki asıl amacı çözmeye çalışmak, okuyucuyu son sayfaya kadar ekrana yapıştırıyor. Kısa özetle, “eğlenceli bir hafta” vaadiyle başlayan davet, hayatta kalmak için verilen ölümcül bir mücadeleye evriliyor.
Ben cok beğendim okurken tam dikkat okumakta fayda var