Bir yanım diğer yanımın seyircisi, yargılayıcısı. Kendimi kâh yüksek sesle, kâh içimden, aferin Nalancan veya Nalan, ne salak kızsın diye bazen öven, bazen yerin dibine batıran kim? İçimdeki o yargılayan seyirci kimi temsil ediyor; yargılanan yanıma ne derece yakın? Aralarında köprü bile yok! İkisini bütünleştirmek neden bu kadar zor? Neden bu kadar acı çekiyorum?
Aslında hepimizin içinde bir ‘anlatılamayan hikaye’ vardır Nalan Hanım. Ve bizi en çok yaralayan, içimizi en çok sızlatan, bazen kendimizden bile sakladığımız, işte bu hikayelerdir.