Çekilip sonra kabuğuna küskünlüğün
Kendime düşlerden sığınaklar kuruyorum
Kırık dökük izleriyle hayatın.
Usul sesli içe değen incecik
Bir şarkı büyütüyorum, ömrüme benzeyen..
Sabah kadar açık, akşam kadar acı
Rengi dört mevsimin uyumsuz karışımı
Acemi bir şarkı.
Seni koruyacağım sana bile sezdirmeden
Gökyüzü gibi uzaktan ve beklentisiz
Gereceğim yüreğimi üzerine.
Sevmek biraz da bu değil midir?
Islatmasa da sesini bir daha
Bir isyan türküsü gibi sürdüreceğim yağmurunu
Düşlere ömürler veren o duygu bulutunun...
Yıkılıyor şehir
Içindeki renkler dağılıyor,
Açık kalmış kapılar pencereler yarım
Tersine mi dönmüş bu ev
Hangi yoldan gidecektim
Hangisi sana çıkacaktı
Fazla değil mi bunca bulanık akan su
Dünü ekleyemediysek bugüne
Yarın da ne vardı
.... Altun
İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman.
Ama bugün cumaymış, yarın cumartesiymiş,
Çoğum gitmiş de, azım kalmış,
Umrumda değil...
🍁 Nazım Hikmet