lacrimosa

lacrimosa
@narala
Alnımın üstünde beyaz güller var, şaraptan taşıyor kadehim de.
küçük burjuvazinin başka bir özelliği vardır -Hilaire Belloc'un aşağıdaki şiirinde kısa ve özlü bir şekilde aktarılan-toplumsal olarak durumu iyi anlayamama kapasitesi (ve korkusu): "Zenginler çiftler halinde ve Rolls Royce'ların içinde geldiler. Gürültülü ve sert sesler çıkararak İlişkilerinden konuştular. Yoksullar, özellikleri benzeyen Ford'larla geldiler. Bir araya gelmiş Beyefendileri ve Hanımefendileri görerek eğlendiler. Aradaki İnsanlar Yorgun ve bezgin Ve yersiz ve keyifsiz Ve korkunç bir şekilde mahcup görünüyorlardı."
Reklam
..kapitalist üretim tarzının büyük çelişkisiyle karşılaşırız. "Daha büyük ve daha muazzam üretim güçlerinin" gelişmesi büyük bir koordinasyonu, işbirliğini ve ilişkilerin düzenlenmesini, insanların ve yerlerin daha karmaşık bir karşılıklı bağımlılığın içine çekilmesini, kısacası üretim tarzının toplumsallaşmasını gerektirir.
Ulusun hakikatini anlatmaya karar veren sanatçı çelişkili bir biçimde geçmişe yönelir ve güncel olaylardan uzaklaşır. Sonuçta kucaklamayı ıstediği şey düşünceden geri kalanlar, onun kabukları ve cesetleri, kesin olarak istikrarlı hale getirilmiş bir düşüncedir. Ancak hakiki bir sanat yapıtı yaratmayı isteyen yerli aydın bir ulusun gerçeklerinin ilk planda onun gerçeklerinde olduğunu anlamalıdır. Geleceğin bilgisinin ortaya çıkacağı kaynama kabını bulana dek devam etmelidir.Frantz Fanon
Çünkü bu gözlerimizden ziyade kameraya konuşan başka bir doğadır: her şeyden önce insan bilincinin biçimlendirdiği bir uzanım bilinçdışının oluşturduğu bir uzama yol açması anlamında 'öteki.' Bu örneğin (yalnızca genel anlamda olsa da) yürüme edimiyle ilgili bir fikir sahibi olmamız olağanken, bir kişi gerçekten bir adım atarken bir ikincinin kırılması sırasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktur. Fotoğraf hareketi durdurma ve büyültme aygıtlarıyla birlikte, bu gizemi açığa vurur. Fotoğraf sayesindedir ki, ilk olarak bu optik bilinçdışının varlığını keşfederiz, tıpkı psikanaliz sayesinde içgüdüsel bilinçdışını keşfetmemiz gibi. Normal olarak teknoloji ve tıbbın igılendıği bünyenın ayrıntıları, hücre dokusu bütün bunlar kökenleri bakımından atmosferik manzaradan ya da duygulu portreden çok kameraya özgüdür.
Frankfurt'ta Institut für Filmgestaltung'da öğrenci hareketiyle ilgili dokuz saatlik bir film yaptık. Adorno bize bizim film körü olduğumuzu söyledi. Eğer biri kasıtsızca bir şeyleri kaydederse, o taktirde her zaman bir şeyin izleri sürülecektir.Sonuçta görülecek olan yalnızca budur. Kasıtsızca kaydedilen film niyetlendiğinizden daha zekicedir. Adorno'nun bakış açısı böyleydi.
Reklam