Çünkü bu gözlerimizden ziyade kameraya konuşan başka bir doğadır: her şeyden önce insan bilincinin biçimlendirdiği
bir uzanım bilinçdışının oluşturduğu bir uzama yol açması anlamında 'öteki.' Bu örneğin (yalnızca genel anlamda olsa da)
yürüme edimiyle ilgili bir fikir sahibi olmamız olağanken, bir kişi gerçekten bir adım atarken bir ikincinin kırılması sırasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktur. Fotoğraf hareketi durdurma ve büyültme aygıtlarıyla birlikte, bu gizemi açığa vurur. Fotoğraf sayesindedir ki, ilk olarak bu optik bilinçdışının varlığını keşfederiz, tıpkı psikanaliz sayesinde içgüdüsel bilinçdışını keşfetmemiz gibi. Normal olarak teknoloji ve tıbbın igılendıği bünyenın ayrıntıları, hücre dokusu bütün bunlar kökenleri bakımından atmosferik manzaradan ya da duygulu portreden çok kameraya özgüdür.