lacrimosa

lacrimosa
@narala
Alnımın üstünde beyaz güller var, şaraptan taşıyor kadehim de.
öğrenci
242 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
lacrimosa bir yorumu yanıtladı.
Hiçbir öyküsü olmayan bir öykü. Anlatırken ya da yazarken oluşan bir şey. Öyle geliyor. Ve başka bir kişinin, başka bir şeyin başından geçen. Belki bir serüven. Birinin ya da bir şeyin başından geçmiş, geçen ya da geçecek. Çünkü artık kendimden söz etmekten yoruldum.
Sayfa 75 - Sel·Kitabı okudu
Aslında hepsi kendinden geçen
lacrimosa yorumladı.
Dharma: Buda, anlaşıldığına göre, "var oluş sonlu mu, sonsuz mu?", "Zamanın bir başı sonu var mı?" gibi soyut soruları, öğretisiyle doğrudan doğruya ilişkili görmeyerek geri
Sayfa 72 - +73,74·Kitabı okudu
lacrimosa bir yorumu yanıtladı.
Peygamberlikten istifa etme noktasına gelmek.
Ve Musa Rabbe dedi: Niçin kuluna kötü davrandın? Ve niçin gözünde lütuf bulmadım ki, bu kavmin bütün yükünü benim üzerime yüklüyorsun?.. Bütün bu kavmi ben yalnız taşıyamam, çünkü bana çok ağırdır. Ve eğer benimle böyle davranırsan, niyaz ederim, eğer gözünde lütuf buldumsa, beni hemen öldür; ve sefaletimi görmemeyeyim.
Sayfa 153 - sayılar 11 - Bap 11·Kitabı yarım bıraktı
Din
:'(
Önceki 1 yanıtı göster
Ne tripler dönüyormuş ya hahaha
lacrimosa bir yorumu yanıtladı.
Kadın olarak doğmak, erkeklerin mülkiyetinde olan özel, çevrelenmiş bir yerde doğmak demektir. Kadınların toplum­sal kişilikleri, böylesine sınırlı, böylesine koşullandırılmış bir yer­de yaşayabilme ustalıklarından dolayı gelişmiştir. Ne var ki bu, kadının öz varlığının ikiye bölünmesi pahasına olmuştur. Kadın hiç durmadan kendisini seyretmek zorundadır. Hemen hemen her zaman kendi imgesiyle birlikte dolaşır. Bir odada yürürken ya da babasının ölüsünün başucunda ağlarken bile ister istemez kendi­sini yürürken ya da ağlarken görür. Çocukluğunun ilk yıllarından başlayarak hep kendi kendisini gözlemesi, bunun gerekli olduğu öğretilmiştir ona. Böylece kadın içindeki gözleyen ve gözlenen kişilikle­ri, kadın olarak onun kimliğini oluşturan ama birbirinden ayrı iki öğe olarak görmeye başlar. ... Bunu şöyle yalınlaştırabiliriz: Erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler. Erkekler kadınları seyre­derler. Kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Bu durum, yalnız er­keklerle kadınlar arasındaki ilişkileri değil, kadınların kendileriyle ilişkilerini de belirler. Kadının içindeki gözlemci erkek, gözlenense kadındır.** Böylece kadın kendisini bir nesneye -özellikle görsel bir nesneye- seyirlik bir şeye dönüştürmüş olur.
"Kadını süsleyen, güzelliğini yansıtmaya yarayan her şey onun bir parçasıdır." Modern Hayatın Ressamı kitabından bir alıntı.
Devamında: "Sokakta, tiyatroda, parkta hiçbir ilgisi ve beklentisi olmamasına karşın ustaca biçilmiş bir tuvalet karşısında keyif duymayan onun imgesini sahibinin güzelliğiyle ayrılmaz bir biçimde birleştirerek korumamış, böylece kadını ve elbiseyi bölünmez bir bütün haline getirmemiş bir erkek var mıdır?"
1 yanıtı göster