sum

Kadınlar, kendilerini erkeklerden farklı davranmaya yöneltmeden, daha büyük bir sınıfsal statü ve iktidar elde edince feminist politikanın altı oyuldu. Birçok kadın ihanete uğradığını hissetti. Feminist etik nedeniyle birdenbire işgücüne girmeye zorlanan orta sınıf ve alt-orta sınıf kadınlar, kendilerini özgürleşmiş hissetmediler. Zira ev dışında çalışmanın ev işlerini erkek partnerleriyle paylaşma anlamına gelmediği gerçeğiyle yüz yüze kalmışlardı.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İmtiyazlı kadınlar, kendi sınıflarındaki erkeklerle birlikte daha fazla ekonomik güce kavuşunca, sınıfla ilgili feminist tartışmalar eskisi kadar yapılmamaya başlandı. Bunun yerine kadınlar, zengin kadınların ekonomik kazanımlarını tüm kadınlar için olumlu bir işaret olarak görmeye teşvik edildiler. Gerçekte bu kazanımlar, yoksul ve işçi sınıfı kadınlarının kaderini nadiren değiştirdi.
Kültürel benliğimize kazınmış olan, feminizmin erkek karşıtlığı olduğu görüşünü değiştirmek için çok çaba sarf etmemiz gerekiyor. Feminizm, cinsiyetçilik karşıtlığıdır.
Kadınların, diğer kadınlara karşı besledikleri cinsiyetçilikle yüzleştiği yer işlevi gören bilinç yükseltme grupları olmayınca, feminist hareket farklı bir zemine kayarak işgücünde eşitlik talebine ve erkek tahakkümüyle mücadeleye odaklandı. Kadının, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir "mağduru" olduğunun ve bu durumun (ya ayrımcı yasalarda yapılacak değişiklikler ya da fırsat eşitliği politikaları yoluyla) telafi edilmesi gerektiğinin giderek daha fazla vurgulanmasıyla, kadınların kendilerine feminist bir kimlik kurarken önce kendi içselleştirilmiş cinsiyetçilikleriyle yüzleşmeleri gerektiği düşüncesi geçerliliğini yitirdi. Her yaştan kadın, "feminist" olmak" için erkek tahakkümü veya toplumsal cinsiyet eşitsizliği konularında kaygı yahut öfke duymak yeterliymiş gibi davranmaya başladı. Kendi içlerindeki cinsiyetçilikle yüzleşmeden feminizmin bayrağını eline alan kadınlar, diğer kadınlarla etkileşimlerinde sıklıkla davaya ihanet ettiler.
Her yazı, sınıfın salt bir para meselesi olmadığı gerçeğini vurguluyordu. "The Last Straw" [Bardağı Taşıran Son Damlal başlıklı yazısında, (henüz ünlü bir yazar olmayan Rita Mae Brown) açıkça şunu belirtmişti: Sınıf, Marx'ın "üretim araçlarıyla ilişki" tanımından çok daha fazlasıdır. Sınıf; davranışlarınız, temel varsayımlarınız, nasıl davranacağınızın öğretilme biçimi, kendiniz ve ötekilerden ne beklediğiniz, gelecek anlayışınız, sorunları nasıl anladığınız ve çözdüğünüz, nasıl düşündüğünüz, hissettiğiniz ve davrandığınızla ilgilidir.