• Yevgeni Vasilyiç Bazarov...En güzel karaktersin.Bazarov ne kadar nihilistim dese de onda realizmi ve natüralizmi hissettim.Belki de o zamanlarda nihilizm anlayışı farklı oldugundandır.Kitap bir şekilde realizm/natüralizm-romantik kavgasını ele alıyor
  • 19.yüzyıl Fransası'nın Montsou kasabasında hayatlarını idame ettirmeye çalışan maden işçilerinin zorlu hayatlarını ve ayaklanmalarını ele alan Emile Zola, gerçek acının ne demek olduğunu ve sınırlar zorlanırsa şayet, bu acının ne denli büyüyebileceğini tamamen doğal ve mübalağasız bir üslupla anlatmış .Ve siz de okuduğunuzda Germinal'in her sayfasının Emile Zola'nın öncülük yaptığı natüralizm akımı etkisi altında yazıldığını göreceksiniz.Kesinlikle okunacak listesine eklenmeli.
  • Hiçbir şey tesadüf değildir bu hayatta, bir kitapla tanışmakta.

    Sadık Hidayet'in "Kör Baykuş" adlı kitabına yeni başladım. Insanın Dört Zindanı'ndan sonra kapağı ilk açtığımda karşımda şu cümleyi görmek beni oldukça etkiledi.
    "Lakin tek korkum: yarın ölebilirim kendimi tanımadan."

    Kendimi ne kadar tanıyorum. Insan yani beşer ve Türkçede -imek yani olmak fiili ile tabir edilen biyolojik olarak ise insan; kıkırdak bir yapıdan oluşup üzerine et giydirilen bir varlık (Kuran boyle tanımlıyor insanı ve yüzyıllar sonra bilim bunun doğruluğunu nesnelliğe katıyor.) olan insanı anlamak.

    Kuranda insan iki sekilde gecer " insan -beşer"

    Beşer yukarda anlattığım gibi biyolojik olan varlık beşer- imek yani insan kılığında olmak ; insan ise olağanüstü varlık olarak geçer.

    Insan dinin, biyolojinin, bilimin konusu olduğu gibi şairin, filozofun üzerine söz söylediği, ilgilendiği varlıktır.

    Insan olmak için üç kuram vardır.

    1:Bilinç
    2:Seçme
    3:Yaratma

    Her sey düşünce ile baslar. Insan olmak aslında başkaldırmaktır.

    "Başkaldırıyorum o halde varım."

    Albert Camus

    Ali Şeriatı insanı anlamak üzerine yaptıgı bu konusmada ki kitap bir konferanstan alınmıştır, insanın dört zindanını soyle açıklamıştır.

    1: Doğa- tabiat zindanı (Naturalizm)
    2: Tarih zindanı (Historisizm)
    3: Toplum zindanı (Sosyalizm)
    4: Benlik - kendim zindanı

    Insanı insan yapan belirli güçler vardır. Bilinçli olmak, irade sahibi olmak. Bu insanı meleklerden, hayvanlardan, cinlerden ayıran ve evrenin sahibi, yaratıcısı yapan şeydir. Her sey iradenin neticesinde verilen kararlar ile oluşturulan yaratıcılıktır.

    Yaratıcı kılıfı bulunan insan hayatta kendi oluşturduğu zindanlardan meydana gelen bir düzende yaşar.

    Doğadan topladığı meyve, sebze ve çeşitli otları alır, değişik baharatlar ile karıştırır, yakar ve bunun lezzetine lezzet kattigini düşündüğü yiyeceklere verdiği eziyete aldırmaksızın tüketir. Sonrasında bunu hazmedemeyen insan doktora gider ve midesini temizlemesini söyler. Böylelikle doktorlar toplumda çok deger gören insanlardır.
    Yazar insanın toplumda kendi benliğine yaptığı eziyeti bu örnekle sunmuştur. Doğanın insan üzerindeki etkisini ve insanın seçimini boyle açıklamıştır.

    Ikinci bir baskıda insan üzerinde varlığını histteren hatta şuan oldugumuz yeri, dili bize veren Tarih sahnesidir. Tarih benim elimde olmadığına göre ben tarihin elindeyim.

    Üçüncü baskı toplum. Içinde yaşadığımız toplumun bize kazandırdıkları ile varız. Atalarımız vardı ve onların yaşanmışlıkları hayatımızın hep bir yerlerinde bize baktı yeri geldi biz ders almak için dönüp dönüp baktık.

    Naturalizm, sosyalizm, historisizm hepsinin belirli güçleri var bunu yazar kabul edip en önemli seyi irdelemek ister kendim olmak zindanı'ni.

    Insan tarih, doğa, toplum ile çevrelermiş kendi benliğini arayan bir varlıktır. Kendim dediği kavrama ulaşması ve tanıması olmak istediği her seyi ona sunar.. Çeşitli felsefik düşüncelerden ve bazende yazarlardan alıntılar ile bir beyin fırtınası yaratıyor. Kitabı kapatırken kendinizi düşünürken buluyorsunuz kendinizi.

    Hayatın sizden ibaret olduğunu, kendini tanima ve kendine yapilan yatırımın hayatı nasıl etkilediğini görüyorsunuz.

    Insanın insan olmak kimliğini nasıl kazandığını, kalıplar içinde var olma mücadelesi ve seçimlerini açık bir sekilde anlatmış Ali Şeriatı.

    Ben varım neden?
    Ben özelim neden?
    Düşüncelerimin, savunduklarımın gerçekte amacı ne?
    Amaçlarım beni farklı kılıyorsa irademin gücünün neden farkında degilim?
    Kendimi nasıl tanırım?

    Tüm bunlara cevaplar bulacağınız, kendinizi bulacağınız bir fark etmelerin şöleni tadında bir kitap.

    Keyifli okumalar!
  • Benim genel tezim: bilim ve din arasında yüzeysel bir çatışma fakat derin bir uyum; naturalizm (tabiatçılık/doğalcılık) ile bilim arasında ise yüzeysel bir uyum fakat derin bir çatışma vardır... Naturalizm ve bilim arasındaki yüzeysel uyuma rağmen -bilimin naturalizmi ima ettiği veya desteklediği veya onayladığı veya onunla iyi uyuştuğu anlamına gelecek bütün iddialara rağmen- ben bilim ve naturalizmin gerçekte hiçbir şekilde birbirine uymadığını ileri süreceğim. Gerçek şu ki naturalizm ve bilim arasında derin bir rahatsızlık, derin bir uyumsuzluk ve derin bir çatışma vardır.
  • Natüralizm bir tür kadercilik midir?
  • Realizm ve Amerikan Natüralizm ile tanıdığımız Jack London'ın 10 hikayeden oluşan ve kendi tarzıyla bezenmiş olan toplama hikaye kitabı. Eserde ki hikayeler asıl ustalık sergilediği alanın bu edebi tür olduğunu gösteriyor.
    Jack London'ın romanlarında gördüğümüz gibi yine içerisinde işlenen konular; denizcilik, Amerikan yerli Kızılderili halkı, işçi sınıfının mücadelesi ve emek-değer çatışması göze çarpıyor. Kitaba ismini veren "Meksikalı" isimli hikaye bence en çarpıcı öykülerin başında geliyor. Buna ek olarak "Tarihten Bir Yaprak" ve "Çizgi'nin Güney Tarafı" adlı hikayeler tarihte yaşanmış olayları anlatmaktadır. Özellikle bu son iki hikaye, başlı başına roman olacak cinsten bir örgüye sahip.

    Kitapta denizcilik, Amerikan yerlilerin hayatları vb. konular işlense de özellikle işçi, köylü sınıfının toplumda yaşadığı sorunlar; Sanayi Devrimi'nin yaratmış olduğu kayan band sisteminde çalışan işçilerin işlerine nasıl yabancılaştığı ve adeta onları bir makine haline getirdiği. Sömürgeci ülkelerin ucuz iş gücünü kullanarak kazanç elde etme çabaları ve bu işçilerin hayatlarını hiçe saymaları, toplumun zengin ve üst kesiminin işçi sınıfının bilinçlenmesini engellemek için okuma, yazma ve kitapları yasaklatması gibi toplumsal uyanışı öngören olaylar, sendika ve hükümet arasında ki emek-rant çatışması gibi konular haliyle baskın bir durumda.

    Jack London severlerin severek okuyacağı, Jack London ile tanışmak isteyenlerin ise iyi bir başlangıç yapabileceğini düşündüğüm bir kitap.