naz

İçkiye benzer bir şey var bu havalarda Kötü ediyor insanı, kötü... Hele bir hasretlik oldu mu serde;
Reklam
Bazen çok düşünüyorum nonoş bana fısılfamasaydı ne olurdu diye. Sürekli aradığım kendimle napoli'deki bir binanın 7. katında karşılaşıyoruz, İran yapımı eskitme bir hamak -bizim oralarda haremlik/selamlık yoktur- üzerinde oturup yüzbinlerce kez kavga ediyoruz. Nonoşa diyorum ben hep doğru yerdeyim. Hiç kendimi başka bir yere ait hissetmedim. Doğru şehirdeyim. Ayak parmaklarımdan kafa derime kadar ben buraya aitim. Benim bulunduğum dünya yanlış. Belkide bu karalar gerçektan benim için yaratılmadı. Bazen nonoşum, Mısır limanlarındaki göz altları torbalı, kılçıkları sayılan sazanlar gibi hissediyorum. Neyse nonoş, insanlarda bir haller var bu günlerde. Ahmaklık bulutları içerisinde kayboluyorlar. Aşkın getirdiği bir ahmahlıktan ziyade çöl tarlalarından hallice olan epifizlerinden geliyor bu ahmaklık. Ben ise çok mutluyum bu günlerde. Çok ağlıyorum. Ağlamak ağlamak getirmez, ama götürmez de. Yaklaşmakta olan her şeyden korkuyorum. Bu yedi aylık uykum yedi asır gibi geldi geçti ,bana bir yedilik daha kalır mı bilmiyorum.
Bu gün tüm zoraki gülümsemelerimi 1987 model retro kameramda bıraktım. Ardından Morrisey bitişli çakmağımın ateşi ile tüm kesildiğim eski fotoğrafları da kolleksiyon edindiğim mavi defterimi yaktım. Annem gelsin bir kahve içsinler dedi ,unuttum. Ama hatırladım. Artık rahmimdeki mahlep taneleri yavaş yavaş reçel olunca Yağmur'un getirdiği bakır kazanda altının dem vurmasını bekledim. Yağmur hep yağsın istedim. Yağmur büyüsün, yayılsın gitsin ve bir daha gelmesin istedim. Kadın oldum sanıyordum 19'uma ilk bastığım günlerde. Olgunlaştım artık hasat zamanı da gelmişti aslında. Nidalar , nidalar, nidalar. İntihar kimsenin izlemediği ucuz bir gösteridir dedi Süvari. Bey demedim. Bey sadece nonoşumun sahip olabileceği bir ünvanmış gibi. Bir yudum aldım. Otoyolda ölü bir kedi gördüm. Kızılcık'daki Halit abiden çaldığım tasmayı geçirdim boynuna. Uyumasın benim bebeğim. Uyursa kalkmaz! Sahipsiz bilmesinler. Bu gün çok mutluydum. Bir yudum daha aldım. Dans eden iki fili evlat edindim. Ebabil ile Hazar'daki çölümüze uçtuk. Takkemi aldım. Sarığımı da sardım artık ben bir İran tohumuydum. Sefa'da iki küçük palmiye arası Château d’Yquem de arındım. Üç senelik biçme aletiyle şekillendirdim bu kanlı canlı bedeni cancağazım. Davud'u buldum. Kızım'ın anasına benzememesi için 10 : 00 sularına pazar muskası yazdırdım. Halıma sarılıp Alice'in harikalar dünyasından içeri daldım. naznaz
gözyaşı odası
"Her şey tamam yanımda Her anı hep aklımda Boğazım düğümlenir O veda anlarında Güzel dünyalar kurdum Hiçbiri gerçek değil Çoğu zaman umutluydum Böyle hayal etmedim Beni herkes ama en çok ben üzdüm En çok ben üzdüm"
Şarkı Değil Daha Başka Bir Şey
Kendime üzülüyorum sadece, bunca şey için.
Reklam