Bazen çok düşünüyorum nonoş bana fısılfamasaydı ne olurdu diye. Sürekli aradığım kendimle napoli'deki bir binanın 7. katında karşılaşıyoruz, İran yapımı eskitme bir hamak -bizim oralarda haremlik/selamlık yoktur- üzerinde oturup yüzbinlerce kez kavga ediyoruz. Nonoşa diyorum ben hep doğru yerdeyim. Hiç kendimi başka bir yere ait hissetmedim. Doğru şehirdeyim. Ayak parmaklarımdan kafa derime kadar ben buraya aitim. Benim bulunduğum dünya yanlış. Belkide bu karalar gerçektan benim için yaratılmadı. Bazen nonoşum, Mısır limanlarındaki göz altları torbalı, kılçıkları sayılan sazanlar gibi hissediyorum. Neyse nonoş, insanlarda bir haller var bu günlerde. Ahmaklık bulutları içerisinde kayboluyorlar. Aşkın getirdiği bir ahmahlıktan ziyade çöl tarlalarından hallice olan epifizlerinden geliyor bu ahmaklık. Ben ise çok mutluyum bu günlerde. Çok ağlıyorum. Ağlamak ağlamak getirmez, ama götürmez de. Yaklaşmakta olan her şeyden korkuyorum. Bu yedi aylık uykum yedi asır gibi geldi geçti ,bana bir yedilik daha kalır mı bilmiyorum.