Tüm bir Yunan düşünmesinin, kendini akılcılığın üstüne atışındaki fanatizm, acil durumu ele veriyor: tehlikedeydiler, tek bir seçenekleri vardı. Ya yok olmak ya da- abes- akılcı olmak...
"Artık benim için selamet yolu tekrar o yalnızlık köşesine çekilmekten ibaret kalıyordu. İşte korktuğum ve daima düşündüğüm tehlikeler yavaş yavaş etrafımı sarmaya başlamıştı. Bu acı dolu hayatın son günlerini olsun rahat yaşamak ve o ıssız dağların kimsesiz sükûneti arasında uyumak, ebediyen uyumak istiyordum."
"Bugün vücudumda bir kesiklik, fikrimde bir durgunluk, kendimde her şeye karşı bir lakaytlık vardı. Durmaksızın mücadeleler altında yorulan zihnim bir an durup dinlenmeye hasretti."
"Bir bahar sabahının hatırasını yaşıyorum. Güneşin parlak tebessümleri altında kuşlar şen nağmeleriyle ötüşmekteyken beyaz güllerden oluşan yeşil bir bahçenin hoş kokulu loşluğunda saklı, birbirine aşık iki ağlayan ruhun birbirinden uzaklaşan hayalini seyrediyordum.