En güzel deniz Henüz gidilmemiş olanıdır En güzel çocuk Henüz büyümedi En güzel günlerimiz Henüz yaşayamadıklarımız Ve sana söylemek istediğim en güzel söz henüz söylememiş olduğum sözdür .
İçimde ikinci bir insan gibidir Seni sevmek saadeti
Reklam
En fazla bir yıl sürer Yirminci asırlarda ölümün acısı
Ben yanmazsam Sen yanmazsan Biz yanmazsak Nasıl çıkar karanlıklar , aydınlığa…
Göz yaşlarını boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar … Kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar
Sayfa 12 - Yapı kredi yayınlarıKitabı okuyor
Reklam
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benziyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. -Nazım Hikmet Ran
''Ne kadar seviyorsun dersen; o kadar işte. Tavanı kadar sokağın ve dibi kadar cehennemin..'' Şair Nazım Hikmet
SALKIMSÖĞÜT
Akıyordu su gösterip aynasında söğüt ağaçlarını. Salkımsöğütler yıkıyordu suda saçlarını! Yanan yalın kılıçları çarparak söğütlere koşuyordu kızıl atlılar güneşin battığı yere! Birden bire kuş gibi vurulmuş gibi kanadından yaralı bir atlı yuvarlandı atından! Bağırmadı, gidenleri geri çağırmadı, baktı yalnız dolu gözlerle uzaklaşan atlıların parıldayan nallarına! Ah ne yazık! Ne yazık ki ona dörtnal giden atların köpüklü boynuna bir daha yatmayacak, beyaz orduların ardında kılıç oynatmayacak! Nal sesleri sönüyor perde perde, atlılar kayboluyor güneşin battigi yerde!
Reklam
Eskiyi özlüyor insan, geçmişi, geçmisteki insanları, yaşanan güzel anıları. İnsanların hayatına girdiği o ilk ânı özlüyor insan, sonrasında neler yapabileceğini bilemeden hayatına aldığı o anları. Eskiyi bu yüzden sevmiyor muyuz zaten? Ne yaparsa yapsın aklı hep geçmişte bir yerlerde kalıyor insanın; bir anıya, bir fotoğrafa, birkaç cümle söze, çalan bir müziğe takılıyor aklı. Dalıyor uzaklara, hiç olmayacak yerlere ve belki de hiç ait olmadığı yerlere. Ne diyordu eskiler; "Kalp neredeyse insan oraya muteberdir" diye. Yani bizler hep ait olmadığımız yerlerdeyiz. Ya sonra? Keşkeler başlıyor 'iyi ki'ler dururken, cümleler yarım kalıyor. İç muhasebesi yapmak isterken yüreği sızlıyor, kalıyor orda kıpırdayamıyor. Belki de o an en iyi ilaç, en iyi teselli gözden düsen birkaç damla yas. "Aslında insanın canını en çok acıtan şey; hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır" diyor Dostoyevski ve ekliyor Nazim Hikmet "Eskimek ne güzel eksilmedikçe." hayatımıza giren insanlar değil miydi bizi eksilten, yaşanması mümkünken yaşayamadığımız mutlulukları bize yaşatan? Düşmek değildir insanları üzen, elinden tutar gibi yapıp itenlerdir aslında insanı hayata küstüren. Gece karanlığının sonsuz düşünceleri değildir insanı uykusuz bırakan; kalbine girer gibi yapıp, senin kapını senin yüzüne çarpanlardır insanı hayata karşı bir sıfır başlatan. Demem o ki bağ kurduğu her şeyle sınanıyor insan. Öyle ya da böyle..
Dünya ele avuca sığarmış, elini tutunca anladım...
Ahmet Kaya, dinleyin Nazım Hikmet okuyun Gidenin geri gelmeyeceğini ve gelsede hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlayın
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.