Nazlı

Bü­tün çekingenliklerim yok olmuştu. Bu kadının karşısında her şeyimi ortaya dökmek, bütün iyi ve fena, kuvvetli ve zayıf taraflarımla, en küçük bir noktayı bile saklamadan, çırçıplak ruhumu onun önüne sermek için sabırsızlanıyor­dum. Ona söyleyecek ne kadar çok şeylerim vardı... Bunla­rın, bütün ömrümce konuşsam bitmeyeceğini sanıyordum. Çünkü bütün ömrümce susmuş, zihnimden geçen her şey için, "Adam sen de, söyleyip de ne olacak sanki?" demiştim. Eskiden her insan hakkında, hiçbir esasa dayanmadan, sırf mukavemet edilmez bir hissin, bir peşin hükmün tesiriyle nasıl "Bu beni anlamaz! " demişsem, bu sefer bu kadın için, gene hiçbir esasa dayanmadan, fakat o yanılmaz ilk hisse tabi olarak, "İşte bu beni anlar! " diyordum...
Sayfa 85·Kitabı okudu
Reklam
" Halbuki şimdi her şey değişmişti. Bu kadının resmini gördüğüm andan beri geçen birkaç hafta içinde, ömrümün bütün senelerinden daha çok yaşadığımı hissediyordum. Her günüm, her saatim, uyuduğum zamanlar bile dopdo­luydu. Bana sadece yorgunluk veren uzuvlarımın değil, ru­humun da yaşamaya başladığını, içimde, haberim olmadan bekleşen üstü örtülü derin tarafların da birdenbire meyda­na çıkarak bana fevkalade cazip, kıymetli manzaralar arz ettiklerini görüyordum. Maria Puder bana bir ruhum bu­lunduğunu öğretmişti ve ben de onun, şimdiye kadar rast­ladığım insanlar arasında ilk defa olarak, bir ruhu bulun­duğunu tespit ediyordum. Muhakkak ki bütün insanların birer ruhu vardı, ama birçoğu bunun farkında değildi ve gene farkında olmadan geldikleri yere gideceklerdi. Bu ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden meydana çıkıyordu ... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya -ruhu­muzla yaşamaya- başlıyorduk. "
Sayfa 85·Kitabı okudu
" - Berlin'de yalnızsınız değil mi? dedi. - Ne gibi? - Yani... Yalnız işte... Kimsesiz... Ruhen yalnız... Nasıl söyleyeyim... Öyle bir haliniz var ki... - Anlıyorum, anlıyorum... Tamamen yalnızım... Ama Berlin'de değil... Bütün dünyada yalnızım... Küçükten beri... - Ben de yalnızım... dedi. Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak, boğulacak kadar yalnızım... diye devam etti: Hasta bir köpek kadar yalnız... "
Sayfa 75·Kitabı okudu
"Acı acı güldüğümü hissettim. İnsanlara olduklarından başka gözlerle bakmak­ta ısrar edişime içerliyordum. Yirmi dört yaşına geldiğim halde hala çocukluğumun saflığından kurtulamamıştım. Basit, hatta belki de hiç güzel olmayan bir resim bende ne müfrit intibalar bırakmış, ne geniş ümitler doğurmuştu. O soluk insan yüzüne kitaplar dolduracak kadar çok manalar vermiş, onda, hakikatte asla mevcut olmayan vasıflar bulmuştum."
Sayfa 66·Kitabı okudu
" Yalnız bir şeye dayanmak artık benim için mümkün değil: Her şeyi kafamda yalnız başıma saklayamayacağım. Söylemek, bir şeyler, birçok şeyler anlatmak istiyorum... Kime?.. Şu koskocaman dünyada benim kadar yapayalnız dolaşan bir insan daha var mı acaba? Kime, ne anlatabilirim? "
Sayfa 41·Kitabı okudu
Reklam