İnsanın en hakiki mürşidi olan bilim, aynı zamanda insanın en mütevazi mürşididir. Bir taraftan insanı irşad ederken bir taraftan da bu irşadını daha başarılı bir şekilde yapmaya uğraşır ve kendi hatalarının ortaya çıkmasına gayret eder.
Bilimin yeni teorileri ve açıklama tasarıları daima eskilerine izah kabiliyetinin daha fazla ve daha tatmin edici olmaları bakımından tercih edilirler.
Bilimin en mühim özelliklerinden birinin ilerlemek olduğunu söylemiştik. Demek ki bugünkü bilimsel bilgimizde yarın bir sürü eksikler ve yanlışlar bulunacaktır. Bilim bu bakımdan da tenkite uğramıştır; bilimi kendi bulduğu sonuçlara sadık kalamayan, hiçbir şeyde karar kılamayan ve dikiş tutturamayarak sebatsız bir şekilde değişen bir sistem, bilimsel bilgiyi de zeka oyunlarının muvakkat neticeleri diye vasıflandırıp küçümseyenler olmuştur. Bu gibi tenkitler bilimi anlamamayı ve takdir edememeyi gösterirler. Bilimsel bilginin tashih edilebilme kabiliyeti bir mahzur ve kusur değil, bir fayda ve meziyet sayılmalıdır.
Modern dünyamızda ve ileri medeniyette, eğitim ve öğretimde ve genel olarak kültür işlerinde yaratılan değerler ve sağlanan başarılardan başka, ziraat ve hayvancılıkta; iktisadi, mali ve ticari işlerde; münakale ve ulaştırmada; sağlık işlerinde; tesis, imal ve istihsal işlerinin düzenlenmesini sağlayan sınai faaliyette; ve bütün bu işlerin icap ettirdiği kısa ve uzun vadeli plan ve projelerin tasarlanma ve uygulanmasında ve teşkilat ve idare işlerinde, sistemli bir şekilde bilimin ışığında yürünmekte ve bilime bel bağlanmaktadır.