Ortaçağ’da bir doktoru gözümüzün önüne getirelim. Nabzı saymak için saati, vücut sıcaklığını ölçmek için bir termometresi bile yoktu. Teşhis için onun yegane dayanağı tecrübe ve mümaresesi ve arazlar hakkındaki mahdut bilgisi idi.
Bilim insanın tabiatı, toplumu ve kendisini anlamasını ve kavramasını ve bu çeşitli alanlardaki olayları açıklayabilmesini sağlar. Bilim insanın merak ve tecessüsünün başarılı bir tatmin şekli ve sırf bilgi arttırmak istek ve hırsı ile yaptığı zihni araştırmanın verimli bir sonucudur. Bu bakımdan bilimin kendisi insanın özel ve önemli bir ihtiyacına cevaptır.
Çocuk canını acıtan taşı dövmekle nasıl teselli buluyor ve taşa kendisine benzer bir canlılık atfediyorsa, iptidai insan da tabiat olaylarını tefsir ederken kendisini örnek olarak alıyordu.
Kimyanın simyadan ve astronominin astrolojiden daha eski olduğunu söyleyebiliriz. Felsefenin Yunanlılarla başladığı umumiyetle kabul edilmektedir. Halbuki ondan önce bilimsel faaliyetin sarih olarak mevcut olduğunu görüyoruz. Dinin en eski şeklini de animizm olarak kabul etmek icap ediyor.