İnsanlara sözlerle ne sorabilirsin ki? Ayrıca hayatlarının gerçeğiyle değil de sözlerle verdikleri cevabın ne kıymeti var? 'Pek yok,' diyor kesin bir şekilde. 'Sözleri hayatlarının gerçeğiyle tamamen örtüşen çok az insan vardır.'
Hayatım ikiye bölündü; tıpkı depremin ikiye ayırdığı topraklar gibi... Bir tarafta çocukluk, sen ve geçmiş anlamına gelen her şey; diğer tarafta girip dolaşmak zorunda olduğum alacakaranlık, uçsuz bucaksız bir alan.
Kader yüzünü bize döndüğünde, bizi adeta adımızla çağırdığında yaşadığımız iç sıkışması ve korkunun altında her zaman hafifçe parlayan bir tür çekim de vardır, çünkü insanın istediği sadece ne pahasına olursa olsun yaşamak değildir, hayır; insan kaderini bilmek ve tamamen üstlenmek ister, ne pahasına olursa olsun, tehlike ve ölmek pahasına olsa bile.