Böyle ciddi ve ağır başlı bir insana ancak hayranlık duyulabilirdi. Başka bir şey duyulamazdı. Bu nedenle bütün kızlar, bu ciddiyet ve ağırbaşlılığa kendilerini lâyık görmedikleri için, daha hafif genç erkeklerin koluna girerek uzaklaşıyorlardı.
Bu hikâyeleri yazmak gereksizdi. İnsan, daha büyük gerçekler peşinde koşmalıydı. Sevgisini başka şekilde göstermeliydi. Zeliha sordu: “Nedir bu büyük gerçekler?” Belki anlatması güçtü. Fakat insan ruhuna ait daha büyük gerçekler vardı. İnsan yalnız kaldığı zaman öyle şeyler düşünüyordu ki aşk bunların yanında küçük bir yer tutuyordu. Sevdaya zamanı yoktu. Zeliha güldü: “Belki bu söylediklerin de hayal ürünüdür, ne dersin?” Hayır, değildi. Aşk bir zayıflıktı ve insanın başka güzellikleri görmesine engel oluyordu.