Ruslar ne tepki göstereceklerini bilemiyorlardı. Ateş açan ya da taş atan olursa ne yapacakları hakkında kesin emir almışlardı ama üzerlerine objektif çevrildiğinde ne yapacakları söylenmemişti.
En uzun yolculuğa çıktık, yola çıktığımız yere bırakılarak.
Kaç kez büyük aynalı ceviz vitrinler, camekânlar (kaç yurtluk) değiştirdik. Ama hiç kullanılmadık, hiç el değmedi bize. (Hiç yaşamadık) Ne bir çorbanın sıcaklığını duydu mermer tenimiz; ne de bir tatlının şerbetli lezzetini. Öylece durduk. Sonsuza bırakılmış bir çeyizdik biz. En uzun yolculuğa çıktık, yola çıktığımız yere bırakılarak.
Sayfa 11 - Remzi Kitabevi, 2.Baskı: İstanbul, Mayıs 1988
Alıntı
Reklam
Ben iki ayrı hayat yaşadım. Biri yirminci yüzyılın modern dünyasında, diğeri ise binlerce yıl öncesinin o vahşi, o karanlık ormanlarında, insanlığın henüz şafak vaktinde... Ve anladım ki, ne kadar medeni olursak olalım, o eski canavar hala içimizde bir yerlerde uyuyor."
Ne vicdan azabı, ne sevinç duyuyordu.
Sayfa 324·Kitabı okuyor
Umut ne bereketli şey; hiç bitmiyor.
"Bu yükün altında öleceksin" dedim hamala... "Ölüm kolay! Sen umuttan haber ver" dedi ve ekledi: "Umut varsa eğer, vur dünyayı sırtıma..!"
Reklam
Reklam