Ayakkabılarım yeniydi ama onlar da bir numara büyüktü. Annem, büyüdükçe de giyebileyim diye hep bir numara büyük alır. Ayak parmaklarım içinde oynamasın diye uçlarını pamukla doldururdu.
Michael Pollen'ın How To Change Yoğur Mind adlı kitabında yazdığı gibi, psilosibin alanların çoğu, deneyimlerini modern biyolojinin mekanistik terimleriyle, beyinlerinde dolanan moleküllerle yorumlamaz. Tam tersine, Pollan'ın görüştüğü birçok kişi "başlangıçta katı materyalist ya da ateist iken, bazıları yaşadıkları mistik deneyimler sonucunda bildiğimizden fazlasının, fiziksel evreni aşan öte bir şeyin var olduğuna dair sarsılmaz bir inanç beslemeye başlamıştı". Bu etkiler bir bilmeceyi de beraberinde getirir. Derin mistik deneyim başlatabilen bir kimyasal, öznel dünyalarımızın altında beynimizin kimyasal etkinliğinin yattığını, ruhsal inançlar ve ilahi tecrübeler dünyasının bir maddeden, biyokimyasal bir olaydan kaynaklanabileceğini savunan hakim bilimsel bakış açısını destekler görünmektedir. Ne var ki Pollan'ın da işaret ettiği gibi bu deneyimler, insanları dinsel inancın özünü oluşturan maddesel olmayan bir gerçekliğin var olduğuna ikna edecek denli güçlüdür.
- Olsun, fakat her hakikatten çok azap veriyor bana. Bana benzeyen, görünüşte bendeki ihtiyaçlara, tutkulara, arzulara sahip bu insanlar niçin kırarlar beni? Ancak benimle eğlenmek, bana çatmak için yaratılmış bir avuç gölgeden başka bir şey mi bunlar? Ne hissetsem, ne görsem, neye değer versem hepsi, baştan sona bir vehim değil mi, gerçekten hayli farklı bir kuruntu değil mi?