-Spoiler içerir
Kitabı tam olarak bitirmeyip %64de yarım bırakmış olsam da okunmuş olarak saymak istedim çünkü büyük bir kısmını okudum + geri kalanında olan her şeyi öğrendim.
Bir değil, iki değil, üç değil, tam tamına 29 gündür bu kitabı bitirmek için sayısız şans verdim. O kadar övülen ve olumlu yorumlar alan bir kitap ki, belki kitabın bir noktasında olaylar değişir, beni çeker diye düşündüm ama maalesef böyle olmadı. Bitirmek için bu kadar direnme sebebim kitabın atmosferini çok sevmem oldu. O karanlık ‘dark academia’ konsepti ve karakterlerin dinamiği çok iyiydi, ama ne yazık ki kitap tam anlamıyla faciaydı.
Belki de çok uzun bir zaman dilimine yayarak okuduğum içindir, kitapta tam anlamıyla hiçbir şey olmuyor. Önemli olan birkaç olay haricinde bütün kitap karakterlerin günlük yaşantısı ve iç dünyaları etrafında dönüyor. Hatta o kadar yüzeysel ki, karakterleri tam olarak tanıyabildiğimizi ve iç dünyalarını okuyabildiğimizi de düşünmüyorum. Gereksiz ve hiçbir getirisi olmayan olaylar zincirinden ibaret. Oliver’ın cinayet sonrası aile evini ziyareti, kardeşleri ile yaşadığı diyaloglar, James’in gelmesi, daha sonrasında Meredith ile olan ilişkisi.. Tam anlamıyla BOŞ. Birkaç tane elitist, ayrıcalıklı young adultı şahsen okumak istemedim. Yaşadıkları olayları, düşünce biçimlerini anlamlandıramadım, hak veremedim. Her şey çok aceleye geldi, aynı zamanda çok zorlamaydı. Araya sıkıştırılan Shakespeare alıntıları bana baygınlık geçirttirdi. O kadar yapmacık ve o kadar sahte durmuştu ki, yazar benim için sınıfta kaldı. İngiliz edebiyatı ve yazarlığın eğitimini almış birinin bu kadar kopuk, slow-paced, hiçbir yere varmayan bir kitap yazması beni çok şaşırttı.
Richard cinayeti… “We didn’t kill him, we let him die.”
Tamam Alexandercığım. Gerçekten çok büyük bir fark