Dün uyuyamıyordum saat 3 'felan geldi. Onla konuşurken ona da demiştim. Elimi tut uyursun dedi şahsen bunu beklemiyordum. Nasıl dedim. Basbayağı dedi elimi tut dedi tuttum dedim. Hayal et dedi bir kır bahçesinde el ele geziyoruz. Kendimi küçük bir çocuk gibi hissettim o an nedense söyledim de ona ve aynı zamanda sordum bir çok çiçekte var dimi evet dedi. Diğer şeye ise ruhunun buna hasret kaldıgını çok derinden hissediyorum dedi fazlasıyla doğruydu... Sonra biraz ilerde kır bahçesinde napıyoruz diye sordum çikolata agaçlarından sana çikolata topluyorum dedi çok severim dedim bilirim ki kahveyi de çok seversin dedi. Uykum gelmeye başladı nasıl oldu bilmiyorum dedim de huzur dedi. Kuşlar çok güzel şarkılar şiirler söylüyor dedi. Kervan geçmez denilen yolu yürüyoruz dedi neden dedim tabiat ana tüm güzelliklerini bizimle paylaşıyor ve yüreği trmiz insanlar o yolu yürüyebilir dedi... Benim ki yeterince temiz değil ki dedim yüregin çok temiz ve berrak dedi. Sonra bu kadar gezmek yeter dedi hadi uyuyalım. Elimi tut dedi tuttum dedim sonra gözlerim yavaşça kapanmaya başladı nasıl oldu da bu kadar çabuk uykumu getirdi bilmiyorum...
Harvard ve MIT'deki en yüksek performans gösteren öğrenciler, yazmak için yapay zeka kullanmıyor. Onlar, profesörlerinden önce argümanlarındaki her zayıflığı bulmak için kullanıyor.
Duygu ve Düşünce
Saygı sevgi ve özlemle
MERDİVEN Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak... Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller; Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller, Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... Ahmet HAŞİM
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
ÖLÜRÜM TÜRKİYE’M SELİMGÜRBÜZER Uzun yıllardır hem Bayburt Postası, hem En Politik adlı internet sitesinde yayınlanan yazıları 2023 yılı içerisinde Ölürüm Türkiye’m
Hıçkırıklarım artarken başım daha da eğiliyordu ki izin vermedi. Bana doğru bir adım attığını hissettim. Alnım yeniden göğsünün biraz üzerine değdiğinde ise hıçkırığım acılı bir serzenişe dönüştü. Yaslanabilir miyim, dememiştim. Bu defa yaslanmam için gövdesini sessizce önüme getiren oydu. Ellerimi yüzüme kapatıp hıçkırıklarımı dizginlemeye çalıştım. Zordu. Neden özür dilediğimi bilmeden, "Özür dilerim," diye mırıldandım. "Çok özür dilerim." O kadar alışmıştım ki yalnız kalmaya, varlığımın yanına düşen her zerreden anlamsızca özür dilemeliymişim gibi geliyordu. O kadar nefret etmişti ki o kadın benden, kendimi sevmeye çalıştıkça kendime dahi külfetmişim gibi geliyordum.