Ne olmuştu da,”Seninle dünyanın her yerine gelirim,”diyen Müzeyyen,durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı.Nerelere gidiyordu? Gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı?
Hangisi Müzeyyen’di? Ya da Müzeyyen kimdi? İlk tanıdığım kimdi? Şimdiki
kim?
Başka bir son düşünemiyordum. Böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu.Dünyanın bütün kızılderilileri yenilir,Spartaküs kaybeder,gün batarken sararır,kuşlar döner,Sadri Alışık denen hergele her filminde ağlardı. O ağladıkça ben de ağlardım.Nedenimi bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri’ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişime,bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna,Sadri’nin bu mecburiyetlere giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp,ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine…