Modanın emrettiği gibi giyinmeli, istesek de istemesek de sevişmeli, ulusal sınırlar adına öldürmeli, zamanın çabuk geçmesini ve emekliliğin bir an önce gelmesini arzulamalı, siyasetçileri seçmeli, yaşam pahalılığından yakınmalı, saçımızı değiştirmeli, kendimizden farklı olanları lanetlemeli, dinimize göre pazarları, cumartesileri ya da cumaları bir ayine katılmalıyız. Orada günahlarımız için af dilemeli, doğruyu bildiğimiz için gururla kabarmalı ve sahte bir tanrıya tapan komşu kabileyi küçümsemeliyiz.
İkimiz de, kafalarımızı eski yaşanmışlıklardan arındırdıkça yeni yerler açıldığını ve buraları gizemli bir mutluluğun doldurduğunu, sezgilerimizin geliştiğini, daha cesurlaştığımızı, daha fazla risk aldığımızı, eskiden yanlış kabul ettiğimiz şeyleri çekinmeden yaptığımızı fark ediyoruz.