Raskolnikov kendi kendine şöyle düşündü: “Bu kızın önünde üç yol var: Ya kendini kanala atmak ya tımarhaneyi boylamak ya da eninde sonunda, dimağını uyuşturan, yüreğine bir taş duygusuzluğu veren zevk ve eğlenceye düşkünlük çirkefliğine gırtlağına kadar gömülmek.” Raskolnikov’u hepsinden çok bu sonuncu ihtimal iğrendiriyordu…
Raskolnikov abartılı bir merakla genç kızı süzerek: “İşte çıkış yolu, işte çıkış yolunun açıklaması!” diye kendi kendine karar verdi. Yeni, tuhaf, âdeta hastalıklı bir duygu ile bu küçük, solgun, zayıf, düzgün olmayan, köşeli yüzü süzüyor; böyle bir ışıkla, böylesine sert ve enerjik bir duygu ile tutuşabilen bu tatlı mavi gözlere hâlâ öfke ve hoşnutsuzlukla titreyen bu küçük vücuda bakıyordu. Bütün bunlar ona, gittikçe daha tuhaf, hemen hemen imkansız gibi görünüyordu. İçinden: “Kaçık! Kaçık!” diye söylendi.