Lisede dokuzuncu sınıftaydım. Hocamız bize siyasi içerikli bir kitap okumamızı istediğinde içimden “aman ya” dedim. Kaçış noktası olarak babamın kitaplığına yöneldim, çünkü babam siyasetle aşırı ilgili. Elime geçen ilk kitabı kaptım: Evanjelizm. Götürdüm hocaya, “bunu okuyorum” dedim. Meğer işin bombası şuymuş: kitabın yazarı Ramazan Kurtoğlu, benim hocamın hocasıymış. O an var ya, kitaba dair konuşmaya başladığında dumura uğradım. Saçmaladım biraz ama neyse ki dilim laf yapıyor da hoca inandı. Online eğitim zamanı olduğu için internet de yanımdaydı, biraz ordan biraz burdan yürüttüm ama en sonunda gerçekten oturup kitabı okumaya başladım. Daha 13–14 yaşındaydım, ağır geldi ama bir şekilde sardı da.
Spoiler
Kurtoğlu’nun Evanjelizm: Tanrı’yı Kıyamete Zorlamak kitabı aslında şunu söylüyor: Yahudiler, Evanjelist Hıristiyanlar, Şiiler ve bazı Sünni gruplar — farklı dinlerden, farklı yerlerden insanlar ama ortak bir noktada buluşuyorlar: hepsi bir “kurtarıcı” bekliyor. Kimisi Mesih, kimisi Mehdi, kimisi İsa diyor ama hayali aynı. Bu beklenti öyle büyümüş ki, milyonlarca insan adeta “Tanrı’yı kıyamete davet ediyor.” Yani Tanrı’yı hızlandırmaya çalışan bir kitle var gibi.
Kitap bu noktayı sadece inançla bırakmıyor. Tarih, siyaset, jeopolitik oyunlar, medyanın bu işin üzerine benzin dökmesi… Hepsini anlatıyor. Kısaca, “bakın bu kıyamet bekleyişi sadece dini bir mesele değil, politik bir aparat haline gelmiş” diyor. Yani iş sadece kutsal kitapların yorumunda kalmıyor, sahneye devletler ve çıkarlar da çıkıyor. Bu da kitabı daha çarpıcı kılıyor.
Şimdi düşün, 13 yaşında bir liselisin ve önüne böyle bir kitap düşüyor. Dili taş gibi, içinde tarih, siyaset, kehanet… Normalde sıkılmam lazım ama tam tersi oldu. Çünkü bir anda fark ettim ki, bu kitabın anlattığı şey aslında dünyada